3 Mart 2010 Çarşamba

MEHMET AKİF ERSOY

İstanbul'da doğdu, 27 Aralık 1936'da aynı kentte öldü. Bir medrese hocası olan babası doğumuna ebced hesabıyla tarih düşerek ona 'Rağıyf' adını vermiş, ancak bu yapma kelime anlaşılmadığı için çevresi onu 'Âkif' diye çağırmıştır. Babası Arnavutluk'un Şuşise köyündendir, annesi ise aslen Buharalı'dır. Mehmed Âkif'in düşünsel gelişiminde en belirleyici öğe onun çağdaş bir İslamcı oluşudur.

Akif’in ailesi sade ve orta halli ama bir inanç ikliminin bütün olgunluğu ve güzelliği ile yaşadığı bir aile idi. Akif babasını, “Beyaz sarıklı, temiz, yaşça ellibeş ancak Vücudu zinde fakat saç sakal ziyadece ak.” diye tasvir eder. Hoca Tahir Efendi erkenden kalkar, çocuklarını (Akif ve kızkardeşi Nuriye) kendi eliyle yıkar, kızının saçlarını tarar, pişirdiği salepleri içirerek onları mekteplerine gönderirdi... Çocuklarını bir kere bile dövmemişti. (Kuntay, s.157)
Akif, Annesini ise şöyle anlatır: “Annem çok âbid (ibadetine düşkün) bir hanımdı. Babam da öyle. Her ikisinin de dinî selabetleri vardı. İbadetin verdiği zevkleri heyecanla tadmışlardı.”

Çağdaş İslamcılık, Batı burjuva uygarlığının temel değerlerinin İslam kaynaklarına uyarlı olarak yeniden gözden geçirilmesini, Batı'nın toplumsal ve düşünsel oluşumuyla özde bağdaşık, ama yerel özelliklerini koruyan güçlü bir toplum yapısına varmayı öngörür. Akif, İstanbul’un bu en Türk, en yerli ve en yoksul mahallelerinden birin de doğdu ve yaşadı. Hayatı burada tanıdı ve keşfetti, toplumsal dokuyu burada ve onun bir parçası olarak tanıdı. Bir inanç ikliminin güzelliği ile birlikte toplumun yazılı olmayan mutabakatlarını, modern hayatın yerli ve geleneksel olana nasıl nüfuz ettiğini, hangi çelişkilere, trajedilere yol açtığını, neleri çürüttüğünü, nelerin eskidiğini ve nelerin yenilenmesi gerektiğini bu mahalle hayatında gözlemledi. Yenilenmekle, yerli kalmak, kendi olmak arasındaki tercihlerinin ilk çizgilerini burada idrak etti. Ve Akif burada bir şey daha öğrendi. Her türlü kirlenmeye açık bir yoksulluğun, sade ve onurlu bir hayata nasıl dönüştürülebileceğini. Erdemli yoksulluk helal kazanç ve emek demektir, fedakarlık demektir, dayanışma demektir, karşılıksız sevmek demektir, hırs ve rekabeti ayaklar altına almak demektir. Erdemli yoksulluğun tek sigortası vardır. Çalışmak, ölene kadar çalışmak, onurunu kaybetmeden çalışmak.
(En özet haliyle M.Akif ERSOY)
 
(İstiklal Marşından)
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,
'Medeniyyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

8 yorum:

keditasması dedi ki...

O'na vatan şairi diyebiliriz.Çünkü Âkif, Vatanı'na, Bayrağı'na ve Milleti'ne âşık bir vatanseverdi.
"Yumuşak başlı isem kim dedi uysal koyunum."
Kesilir belki ama çekmeye gelmez boyunum."
..der..ki hakarete boyun eğmemelidir.
Teşekkür paylaşım için.

Newbahar dedi ki...

Vatan şairi, milliyetçi...
İstiklal Marşının sözlerini her okuduğumda ve dinlediğimde kanım çekiliyor sanki.

sufi dedi ki...

3 gece evvel hayır olsun bir rüya gördüm, hatırladığım kadarıyla "senin adın Hayrettin'miş Ama Baban sonradan Semih olarak değiştirmiş" yorumunu ben yapamadım.Ancak hayırlar yapan adın, işiten gibi mi değiştirildi bilemedim.Yorumu sen yap sevgilerimle.

birdutmasali dedi ki...

böyle bir vatanseverin biz'den olması,
Biz'e nasip olması ne büyük bir lütuf !
her sözü,
her dizesi kılıçtan ince keski adeta !
sevgiler.
selam ola ,
ruhu şad ola.

papatya dedi ki...

O kadar iyi geldi ki bu paylasim verilen onca aradan sonra.Sonsuz tesekkuler.
Sevgiyle kalin..

SİYAH KELEBEK dedi ki...

Sevgili onuncu köyün adamı: Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim. Eşim daha iyi sargıda eli hala ama normal hayatına devam ediyor. Tam hakim olamsada işine başladı. İlgine alakana çok teşekkür ederim :)

sihirliyazilar dedi ki...

Mehmet Akif'in öğrendikleri çok önemli. Bizim gibi ne tam doğu ne de tam batı kültürüne ait olmayan, arada kalmış toplumların en başta gelen sorunudur bu: Modern hayatın getirdikleri ile götürdükleri; getirdiklerinin yanında çürütüp bozduklarının az mı fazla mı olduğu vs. Bunun gibi kuşkular. Gelişmekte olan toplumların bir gün mutlaka içine düşmeleri kaçınmaz olan çelişkiler... Belki de bu yüzden Mehmet Akif, İstiklal Marşı'nda "medeniyet"i "tek dişi kalmış canavar" olarak tanımlıyor ve "imanı boğamayacağı"nı vurguluyor...
Erdemli yoksulluğun ne demek olduğu ise çok güzel anlatılmış. Sevgiler...

Recep Altun dedi ki...

Milletimizin, Dilimizin, Dinimizin ve İstiklalimizin Şairi Mehmet Akif Ersoy ile ilgili hazırladığınız bu yazı dizini için çok teşekkür ederim. Sağolun. Varolun.

Bu Milletin, her meslek erbabından olmak üzere, Akif gibi, islam ahlakıyla yaşayan, samimi, mert, korkusuz aydınlara ihtiyacı vardır. Ama böyle bir ahlakla yetişmiş fikir adamlarına ve din alimlerine olan ihtiyacımız her şeyin üstündedir.

Kaleminize ve yüreğinize sağlık ve mutluluklar dilerim.

Allah'a emanet olun ve sağlıcakla kalın.