02 Şubat 2010 Salı

YAHŞİ BATI-- KÜFÜRLE EĞLENEN TÜRKİYE!

Cumartesi akşamı Forum İstanbula gittik çocuklarla Avatarı seyretmek için fakat seans yeni başlamıştı ve yer olmadığı için giremedik 22.00deki seansa kadar yaklaşık 3 saat olduğu için döndük. Pazar akşamı Bakırköydeki CapaCity,e gittik  Avatar 3boyutlu diye, şansa tam kuyrukta beklerken anons yapıldı Avatara yer kalmadı diye, diğer senas 21.00deydi, e yuh dedim bende. Gelmişken boşa dönmeyelim diye çok konuşulan Yahşi Batıya girelim dedik, girmez olsaydık. Diğer filmlerini tv de seyretmiştim, doğal olarak sansürlendiği için filmin bu kadar olabileceğini düşünemedim.

13 yaş sınırı var 14-17 yaşlarında olduğu için çocuklar sorun olmadı ama keşke olsaydı girmeseydik.
Ya anlamıyorum bir filme trilyonlar harcıyorsun ve espirilerin içinde bir sürü küfür katıyorsun, öyle az buz değil
apaçık küfürler bunlar. Allah aşkına yaş sınırı konmuş 13 altına yasak, iyide 13-14-145-16-17-18 yaşlarında çocuklar için hiçmi sakıncalı değil sanki. Ve salon dolu olmasına rağmen saatler süren filmde çok az yerde gülündüğünü gördüm. Artık Cem Yılmazın herşeyi, o fısıldar gibi konuşması, tavırları tüm filmlerinde birbirinin o kadar aynısı ki.. Bence şow yapsa daha iyi..

Arkadaşlar allah aşkına yanlışmı düşünüyorum geri kafalımıyım ben yani şimdi? Bizler çocuklarımıza küfür kötüdür, küfür sahibine aittir gibi şeyler öğretmiyormuyuz? Ben çocuklarımla bu filmde yan yana olmaktan çok fazla rahatsız oldum. Ve doğrusunu isterseniz aile olarak eşli çocuklu gelenleri hiç anlayamadım, zira dediğim gibi çok fazla ve çok açık küfür dolu. Şimdi burda şu yazıyı okuyan erkek bloger arkadaşların düşüncesini merak ediyorum. Normalde eşimiz yanımızdayken adamın biri sürekli küfürlü konuşsa rahatsız oluruz ve adama döner "terbiyeli konuş burda aile var eşim var" gibi bir konuşma yaparız. Ee eşimiz çocuğumuzla gırla apaçık küfürlerin uçuştuğu bir filmde nasıl rahatsız olmayız, komedi bumu oldu yani??

Bunu bazı insanlarla tartışmaya açtığımda bana şu tepkiyi verdiler, "ya bu hayatın gerçeği hayatta varda filmde neden olmasın" dediler. Yahu arkadaş bu hayatın iğrenç ve çirkin bir gerçeği ya. Madem hayatın gerçeği diye bunu filmlere koyuyorlar o zaman filmde yemek yiyen adam garklasın gurklasın sonra tuvalete gitsin zartlasın zurtlasın afedersiniz ya..insanı zorla konuşturuyorlar ya, kusura bakmayın lütfen.

Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar bumu yani? Tabuları yıkalım onu yıkalım bunu yıkalım çağdaş olalım..çağdaşlık bumu yani, herşeyi koyverelim gitsinmi yani? Filmdir büyütmeyelim anlayışlımı olalım, e iyi peki daha nelere nelere anlayışlı olalım???

Bizler herşeyin iyisine layık değilmiyiz, çocuklarımız düzgün terbiyeli edepli insanlar olsun istemiyormuyuz,
o zaman bu olanlar ne? 13 yaş üstü çocuklarımızla bu filme gittikten sonra, ordaki küfürlere güldükten sonra küfür kötü bir şeydir diye nasıl anlatacağız? Yahu yıllarca Kemal sunal, Şener Şen,e gülerken küfürmü vardıda onlaramı gülüyorduk bizler? En ağır küfür rahmetli Kemal Sunal,ın eşekoğlueşek lafıydı, ki bunu o söylerken bir küfür olarak algılamak mümkün değildi. Ee şimdi espiriler bel altı, cinselliğe dayanıyor, küfüre dayanıyor..bumudur yani artık? Şöyle bir genel bakıyorum hayata, eskiye ve şimdiye, vallahi daha iyi ve güzel olan birşey görmüyorum eski yaşamlara, tarzlara göre. Geçen akşam haberlerde 2 annenin doğurdukları bebeklerini sokağa terk ettiklerini söylüyordu, bir bebek soğuktan donarak ölmüş, diğeri sesini duyan biri tarafından şansa kurtarılmış. Yok yok ben anlamıyorum bu gelinen noktayı.. Onu yık bunu yık, onu aş bunu aş, al sana çağdaş..bumudur Allah aşkına..

29 Ocak 2010 Cuma

TEŞEKKÜR EDERİM..

Oğlumun doğum gününü kutlayan, güzel dileklerde
bulunan sizlere çok ama çok teşekkür ederim.
Allah yavrularımızı bizlere bağışlasın, hepimizin
yavrusunun kaderini, hayatını, ahiretini, ailesini, yuvasını
güzel kılsın..
Bir kez daha çok teşekkür ediyorum çok sağolun..

28 Ocak 2010 Perşembe

DOĞUM GÜNÜ..


Canım büyük oğlumun doğum günü bu gün. İçim buruk
çünkü yanında değilim, benden 175km. uzakda şu anda.
Şükür ki yarın küçük oğlumla birlikte yanıma gelecekler.

Canım oğlum, aslan oğlum ,büyüdükçe bazı şeyleri daha
iyi anlayacağınıza eminim... Her zaman sizi çok seveceğim
ve her zaman her koşulda yanınızda olacağım.
Doğum günün kutlu olsun biricik yavrum. Hayat size hep
en güzel şeyleri getirsin.
Sizi çok seviyorum...

27 Ocak 2010 Çarşamba

ÜZGÜNÜZ. :(


Sevgili Siyah Kelebek arkadaşımızın eşinin başına talihsiz
bir kaza gelmiş, bunu şimdi öğrendim ve çok üzüldüm.
Eşi sanırım uzun süre işini yapamayacak zira mobilya işi
yapıyormuş. Allah en kısa zamanda şifa versin diliyorum.
İyi insanların, güzel ailelerin bu tür şeyler yaşamalarına
çok üzülüyorum, hayat yeterince zor... Böyleyken
değer verilesi insanlar ağlarken gülmek hoşuma gitmiyor.
Ben birlikteliğin ve duanın gücüne inanıyorum, dostlar
bu günler için olmalı diye düşünüyorum, dualarımızı
dileklerimizi bu güzel aileye, Siyah Kelebek ve eşine
gönderelim en azından diyorum..

MİM - KENDİNİ ANLAT

http://birilerianlatsin.blogspot.com/ beni bu konuda mimlemiş
çok teşekkür ediyorum ve hemen yanıtlara başlıyorum.

1-Eskiden çok daha anlayışlı ve tahammüllüydüm fakat son
yıllarda yaşadıklarım sanki tüm hayatım boyunca verilen
sabır ve tahammülü tüketti adeta. Bu durumu sevmiyorum
ama bazı şeyler yoluna girdikçe eski halime geleceğimi
düşünüyorum, bunu istiyorum.

2-Randevu olayında çok hassasımdır, bekletmeyi ve
bekletilmeyi sevmem, en fazla 20dk beklediktenden
sonra sinirim bozulmaya başlar. Heleki şu zamanda cep
telefonu diye birşey varken...

3-Etki tepki insanıyımdır, hemen hemen hiçbirşeye kayıtsız
kalmam. İyi şeye misliyle karşılık verdiğim gibi bana veya
sevdiğim birine haksızlık yapıldığında da kayıtsız kalmam.

4-Herhangi yanlış bir hareketin sade bana yapılması önemli
değildir benim için. Değer verdiğim birine, veya suçu olmayan
bir insana kötü birşey yapıldığında bunu yapan o güne kadar
yakınımdaysa da o günden sonra olamaz, uzaklaşırım.
Dobralığı severim, eğer bir hata yaparsam fazla zaman geçmeden
yüzüme vurulmasını severim, "sen 3gün önce bunu yapmıştın"
denilmesini sevmem.

5-Onur, gurur, kişilik gibi şeylere çok fazla önem veririm.
Hele şu son 5 yıl içinde tanıdığım biri bu konuda daha keskin
olmama neden oldu. Ya hep ya hiçtir benim için, az olsun
öz olsun diye düşünürüm. Yarım yamalak şeyleri sevmem.
Ve şunun daha fazla farkına vardımki SAYGI en ama en
önemli şey, herşeyin direği bu. Önce saygı duymalıyım
eşim veya dostuma, yoksa sevgi kar gibi eriyor zamanla.

6-Doğayı ve hayvanları çok severim, güneşin batışı
kendimden alır beni gerçi son zamanlarda ruhumun
yorgunluğundan olsa gerek aynı hazzı alamıyorum ama..
Sigara ve içki kullanmıyorum. Özel günlerde belki
birkaç kadeh, veya yazın soğuk bir bira istisna.

7-Kafa dengi biriyle aç açık Dünyayı gezebilirim, en fazla
o andan aldığım huzura önem veririm, eğer dostumla eşimle
mutluysam geri kalan herşey teferruattır benim için, ne 5yıldızlı
otel, ne dünya mutfağı, ne atlar, ne katlar.. Ev hayatını çok
severim, ne yaşaycaksam ailemle yaşamak isterim, önceliğim
her zaman ailemdir. (Her ne kadar şu anda ailem olmasa da.)

7Yetmedi.:) Bir tanede benden olsun.:) Baklava türü
tatlıları ayranla yerim, hatta evdeysem veya ortam
müsaitse yoğurt katarım.:) Sabahları yatağımdan
muhakkak ilk sağ ayağımı yere koyarak kalkarım, evden
çıkarken ilk sağ ayağımı basarak çıkarım. Çay veya kahveden
ziyade her zaman ayran veya meyve suyunu tercih ederim.
Bu kadar deşifre olmak yeter sanırım.:)

Şimdii ben gene bir bakayım bakalım bu konuda mimlenmeyen
arkadaş varmıı.:)

http://deryayla.blogspot.com/
http://degirmendenmektupvar.blogspot.com/

26 Ocak 2010 Salı

MİM - SİYASET


Sevgili SİYAH KELEBEK  mimlemiş beni sağolsun
siyaseti sevmememe rağmen gönderilmiş mim,e
boynumuz kıldan ince.:)
1-Dokunulmazlık kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?
Çok geç kalınmış bir durum bu. Hiçbir makam hiçbir suçtan
kaçış yeri olmamalıdır. Bırakın dokunulmalığın kaldırılmasını
öyle saçma bir adaletimiz varki hapisteki pislik bir pkk,lı ordan
çıkıp milletvekili olabiliyor. Bumu demokrası şimdi?
 
2-Seçim barajı kaldırılmalı mı? Neden?
Herkes Meclisde temsil edilsin olayı güzel ama bu kadar
çokluğu ülkemiz beceremiyor gibi geliyor bana ne yazıkki.
Ülkemizde var olan herhangi bir azınlığın, temsil edilmese bile
hak hukuk, vicdanı olanlar tarafından, mecliste olanlar tarafından
gasp edilmemesi gerektiğini düşünüyorum, ve bence baraj
indirilmemeli diye düşünüyorum. Kolisyonları gördük tek parti
gelemediğinde, aslında seçim ve yönetim sistemi değiştirilmeli.
 
3-Adayların belirlenmesinde nasıl bir yol uygulansın.
Bu konuda kesinlikle birşey yapılmalı. Lider ne diyorsa o,
değil, halk ne diyorsa o olmalı. Herkes bölgesindeki
milletvekilini seçiyor diyemeyiz, zira bizde her zaman parti
başkanına oy verilmiştir. Ya düşündüm de bizim ülkemizde
herşey sırf halkada bırakılmamalı henüz, çünkü onlara kalsa
Kamer Genç gibiler meclise girebiliyor bu sefer.

4-Yargı bağımsızlığı sizin için ne anlam taşıyor?
Bir toplumda, ülkede en önemli en emin olunması gereken
en büyük değer yargı bağımsızlığıdır, öyle olmalıdır. Yargıyı
temsil edenler en bağımsız düşüncelere sahip, en vicdanlı,
en dürüst, en adaletli, en,lerden oluşmalıdır.

5- Beşinci soruyu mim kuralı gereği bizim düzenlememiz
gerekiyormuş işte hazırladığım soru. Bu sorumimlediğim
bloglara.Onlarda kendi sorularını hazırlayacaklar tabiki.

Bu konuda Siyah Kelebek uyuşturucu hakkında soru
sormuş önce ona cevap vereyim sonra kendi oluşturacağım
soruya geçeyim.
Uyuşturucu bu güzel Ülkemizde hergeçen gün daha büyük
yaralar açan ve hala yeterince üzerine eğilinmediğini
düşündüğüm vahim bir konu. İnsanlığın daha güzel gelişmesi,
toplumun iyi ve düzgün bireylerden oluşmasının tek yolu
gençliği korumak ve onları güzel insanlar yapabilmektir,
yoksa istediğiniz kadar herşeye yatırım yapın, bu yatırımı
yapmadığınız sürece yaşam gün geçtikçe çekilmez kötü
bir hal alacaktır.

Benim kendi hazırladığım soru şu. İnsanlığın geldiği ve
gittiği nokta ortada. Akıl almaz şeyler yaşamaya başladık.
Evlatlar ana babasını öldürüyor yok yere. Parçalanmış
cesetler bulunuyor. 17aylık bebelere tecavüz ediliyor,
5-6yaşında kızlara tecavüz edilip kuyulara atılıyor öldürülüyor.
Bu sabah atv de seyrettim, abiler kızkadeşlerine tecavüz ediyor
sadece dün gayrı meşru ilişkiyle dünyaya getirilen iki bebeğin
anneleri tarafından sokağa bırakıldığını, bir bebeğin soğuktan
donarak öldüğü izledim tv.de.
Çok daha fazla iğrençlikler akıl almazlıklar noktasına gelindi.
Ben cezaların daha şiddetli ve sert olmasından yanayım, hatta
tasarlayarak, planlayarak yok yere (hırsızlık yaparken rıskını
kazanma derdinde olan masum birini öldürmek gibi, masum
5-6yaşlarında bir kıza tecavüz ederek öldürmek gibi, evinde
çoluk çocuğuyla uğraşan eşini bekleyen masum bir kadını
kolundaki 3-5bilezik için) canına kıyanların idam edilmesini,
bu gibi suçlar için idam cezasının geri getirilmesi gerektiğini
düşünüyorum. Acımasız gibi gözükebilirim, ama ya şu
yazdıklarımı yapmak nasıl bir insanlık ve acımasızlıktır acaba?


Eveet bu mim,ide böylece sonuçlandırmış oldum. Bir bakim
bu mim bir çok blogcuya ulaşmış olabilir, ulaşmayan varsa yandı.:)
Baktım ve üç kurbanı seçtim eğer kabul ederlerse.:)

http://stuven.blogspot.com/
http://bilge-orfe.blogspot.com/
http://ozgurmanav.blogspot.com/

25 Ocak 2010 Pazartesi

NAZIM HİKMET


Nazım Hikmet - Bence Simdi Sen de Herkes Gibisin

Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor
Onlardan kalbime sevda geçmiyor
Ben yordum ruhumu biraz da sen yor
Çünkü bence şimdi herkes gibisin

Yolunu beklerken daha dün gece
Kaçıyorum bugün senden gizlice
Kalbime baktım da işte iyice
Anladım ki sen de herkes gibisin

Büsbütün unuttum seni eminim
Maziye karıştı şimdi yeminim
Kalbimde senin için yok bile kinim
Bence sen de şimdi herkes gibisin
Nazım Hikmet Ran