23 Haziran 2010 Çarşamba

İZMİT KİRAZLIDERE YÜRÜYÜŞÜ

Pazar sabahı yine 5.15de kalkıp sırt çantamdaki son hazırlıkları yaparak 6.20de İncirlide oldum. Tam saatine hareket ettik ve hızlı güzel bir yolculukla İzmit Yuvacık Beldesi Servetiye Köyü Karaslan Alabalık tesislerine vardık Tesis oldukça güzel. Hemen servis açılmış bir masada kalhvaltımızı yapmak üzere yerlerimizi aldık ve çok geçmeden servis tabaklarımız geldi. Tabaklar klasik düzende ve fakat eksralar harika. Örneğin tesiste yapılan esmer ekmek sıcak sıcak servis ediliyor, güzel bir balın olduğu tabağın ortasına güzel bir tereyağı geliyor, çok güzel bir omlet, sigara ve puf böreği, patates, altı yanan ocaklarda sınırsız çay. Tabiki sonuç mükemmel bir kahvaltı.

Daha sonra tesisin içinden geçerek yürüşümüze başlıyoruz. Uzun zamandır kimsenin geçmediğini anladığımız kapanmak üzere olan patikadan ilerleyip bacaklarımızı çizen çalıların ve ham diye ısıran ısırganların hoşgeldiniz demesiyle ilerleyip bulduğumuz orman çileklerini yiyerek biraz ilerden soğuk sulara kendimizi atıyoruz.

Su gerçekten çok soğuk çivi gibi, çok güzel pırıl pırıl. Derenin içi zaman içinde kayganlaşmış taşlarla dolu bu yüzden derenin içinde bazen çayda çıra oynar gibi kollar havalarda dengeyi sağlamaya çalışarak yürüyüşümüzü sürdürüyoruz.
Ortam herşey çok güzel. Muhteşem bir doğa, tertemiz bir hava, kuşların ve suyun çıkardığı senfonik sesler eşliğinde kendinizi kaybediyorsunuz. Derede yürürken buz gibi suyunu içebileceğiniz bir çok kaynak görüyoruz. Ve orman öyle yüksek ki ve üzerinizi ıhlamur kokulu bir yorgan gibi kaplıyor zaman zaman güneşi göremiyorsunuz. İstanbula bu kadar yakın bu kadar bakir güzel bir olduğuna şaşırıyorum ve şükrediyorum, bu Samanlı dağlarının korumaya alınması gerektiğini düşünüyorum.

Yürüyüşümüz öyle renkli ki, ormanlardan yürürken birkaç kilometre sonra büyük bir vadide olduğunuzu görüyorsunuz, daha sonra oldukça daralıyor ve muhteşem bir kanyon oluyor, üzerinizde metrelerce yükselen, güneşi sizden gizleyen bir kanyon. Onmetrelerce yükseklikte bu kayaların içinden çıkan koca koca ağaçların var olduğunu görüp hayran olmamak mümkün değil. İlk rastladığımız büyük su birikintisinde 4ekip üyesi suya giriyoruz, hemde ne su, tam anlamıyla nefes kesen soğuklukta, titretiyor ama çok da iyi geliyor, hem bırr yapıyoruz hemde sudan çıkmıyoruz. Bunu birkaç kez tekrarlıyoruz ilerleyen zamanlarda.

Saatler sonra çatallaşan kanyonda sola devam ediyoruz su biraz olsun azalıyor, vadiden çıkış zamanı yaklaşıyor fakat ilk çıkışı geçtiğimizi anlayıp gerimi dönelim yoksa hem gittikçe zorlaşan hemde en az bir saat yolu uzatan ilerdeki çıkışamı gidelim diye ufak bir oylama yapıyoruz, tabiki gruba yakışan oluyor ve ilerlemeyi seçiyoruz ve bence çok da iyi yapıyoruz. Zira yürüyüşü bir tür maceraya dönüşüyor, büyük bir heyelan bölgesindeki çarşak(taşlık) alanı geçerek arka tarafına geçiyoruz, güldür güldür akan dere ufak bir dereciğe dönüşüyor, nerdeyse bir saat daha yürüsek suyun çıkış noktasına varacağız. Bu arada hava kapatıyor ve gök gürlemeye başlıyor. Çıkış noktasına geliyoruz fakat en zorlu yer orası çıkıyor, bir ağacı akan ufak şelalenin içine yerleştirip yardımlaşarak yukarı çıkıyor ve ufak ama dik bir tırmanışla orman yoluna varıyoruz. Yağmur yağmaya başlıyor, az önceki ufak şelalede belimize kadar ıslanmıştık, şimdi yağmurla kuru kalan üst yarımızda kusur kalmayacak diye gülüşüyoruz.:)

Orman yolundan yine harika bir doğanın içinden kestane ağaçlarının kokuları eşliğinde hafif bir yağmurun altında bizi Servetiye Köyünde bekleyen aracımıza ulaşıyoruz. Ve getirdiğimiz yedeklerle üstümüzü değiştirip yemek yemek üzere yine Karaaslan tesislerine dönüyoruz. Sanırım saat 8.30 gibi İstanbula doğru yola çıktık ve adet olduğu üzere, ve Osman beyin güzel sesine katkıyla şarkılar türkülerle İstanbula varıyoruz. Saat 23.00de eve vardım harika bir yorgunluk vardı üzerimde başım yatağa çeyrek kala uykuya daldım.:) Çok güzel bir gündü, emeğiyle varlığıyla katkısı olan tüm grup arkaşlarıma çok teşekkür ediyorum.  Herkese tavsiye edeceğim harika bir parkur, ben bayıldım.

(Resimleri kendi ekranıma göre düzgün koyuyorum ama sanırım geniş ekranlarda düzeni bozuk dağınık çıkıyor)

7 yorum:

Saglıklımutfak dedi ki...

Çokimreniyorum size. Ne güzel geziyor sunuz. Tebrik ederim Mesut bey:)

ARZU dedi ki...

Harika bişey. Durumum müsait olsa hemen böyle bişey ayarlardım. Çokta güzel anlatmışsınız...

çeşnici Handan dedi ki...

Ne güzel doğa ile içiçe, trafiksiz, gürültüsüz, aşırı sıcaktan uzak bir gün geçirmişsiniz. Anlatımınızla biz de orada olduk. Kaleminize sağlık.

Deliler Teknesi dedi ki...

Resimdeki görüntüler harika... Anlatım da bir o kadar harika olunca imrenmemek elde olmuyor... Çok güzel yapıyorsunuz... Gezmek, görmek, doğayla bütünleşmek, oksijeni iliklerine kadar hissetmek harika bir şey... Tebriklerimi sunuyorum...

re55 dedi ki...

Merhabalar,

"İzmit Kirazlıdere Yürüyüşü" Ne güzel böyle yürüyüşler düzenlemek, arkadaşlarınız da kafa dengidir mutlaka. Ne güzel bir birliktelik. Sizleri kutlarım. Allah neşenizi artırsın.

Abra_ dedi ki...

Etkileyici ve özendirici etkinliklerde bulunuyorsunuz. Henüz reşit olmadığımdan bulunamadığım, İzTv'den aşina ve hayran olduğum bir hayat biçimine sahipsiniz. Keşke büyük formatta ekleseniz resimleri de daha güzel görebilsek o güzel anları. Saygılar.

banuca dedi ki...

Ne kadar güzel bir doğası var değil mi bu kanyonun:)Ne taraftan yukarı bakrsanız bakın yemyeşil tepeler görünür... İşte doğanın aşığı olarak, ilk gördüğümde ayrılmak istemediğim o tepelerin birinde de ben yaşıyorum 5 senedir bir dağ evinde...Yazı ayrı güzel kışı apayrı güzel:)