1 Kasım 2009 Pazar

Masallar, yanılgılar, gerçekler..


Ufakken masallar dinledik ve kendi masallarımızı oluşturmaya
başladık, iş ve aşk masallarımızı, şöyle olsun, böyle olsun diye..
Ferhat ile Şirini, Leyla ile Mecnunu, üvey evlatlarına kötü
muamele eden cadıyı, pamuk prensese elma veren cadıyı,
kurbağayı prense çeviren prensesin masallarını hikayelerini
dinledik dönem dönem.

Herkesin çocukken yaşattığı masallar yaşam ilerledikçe yok
olmadımı? Hayaller gittikçe yok oldu bazıları için, bazıları
gerçekleştirebildi hayallerini..
Hayatı yaşarken masalları unutup gerçek deryasında bunaldık
bazen, bunalttılar. Bazılarının masalları yoktu, hiç olmadı,
onlar masalları olanların masallarını yok etti bu hayatta.

Kimileri de bazılarının hayat masalında yok oldu, kendi
masalından feragat etti. Bazıları başkalarının masallarına alet oldu,
kurban oldu, bazıları kurban etti hayallari beklentileri.

İclal aydın masalını yazdı aşk denilen olayın, hemde destansı
dillerde yazdı, tuna kiremitçide öyle, iki çok bilen dahi var
edemedi, o güzel aşk denilen hikayeyi yazamadı bir araya gelince.
Hikaye oldu yani.. Demekki dedim aşkı çok bilmek marifet
değilmiş, sayfa sayfa kitaplarını yazmak marifet değilmiş, iki
doğru insan bir araya gelmedikçe herşey yalan ve masaldan
ibaretmiş. Tuna kiremitçi denen, aşkın kitabını yazan rezil
yine eski karısına döndü! Acaba neler oldu olayı tam olarak
bilemiyorum tabiki, ama görünen hoş değil, zira döndü...

Nerde yanıldı bu kadar sevginin aşkın kitabını yazan sözde
yazar.. Peki iclal aydın nerde yanıldı? Yanıldı demek mümkünmü
buna, biri çıkıyor seviyorum diyor, öyle gibi davranıyor,
samimiyetine inanıyorsun ve eski karısına dönüyor bu adam.

Kendini bilmeyen anlayamayan insanlar, yani kendini yanıltan
insanlar başkalarını öyle güzel yanıltırlarkii..  İclal Aydın da
yanıldı sanırım, aldandı, adam sandı, gerçek aşık sandı, seviyor
sandı.. Bir aşk küskünü daha oldu, bir aşkı hak eden daha
kaybetti, belki artık aşka olan inancını kaybetti, belkide aşk
dolu hayat hayalini.. Hiç bir Aşk tek başına var edilemez yaşatılamaz..
Aşkın kitabını yazanlar da yanıldı...

13 yorum:

haykırış diyor ki; dedi ki...

İclâl Aydın'ı sevdiğim kadar Tuna Kiremitçi'den de o minvalde nefret ederim. Aşk yüzüstü bırakılmamalıdır.
Sevgi ve saygılar

İ.x.İ.r dedi ki...

Masallar tat vermiyor ki masal olduğunu bildikten sonra..

pembe tatlar dedi ki...

Merhabalar...
Ziyaretiniz ve yorumunuz için çok tşkr ediyorum...
Siteniz çok güzel hayırlı olsun...

sufi dedi ki...

Aşkı değil beğeniyi anlatıyorsa kişi ve ilgi ve alakasını aşk sanıyorsa ne yapsın kapasitesi bu kadardır.
sevgilerimle.

özge dedi ki...

o masallar hepimizin başını yakan.
gerçek hayatta asla inanmıycak işte,kendinden başka kimseye güvenmeyecek insan.

ENERJİ dedi ki...

Engellere takılırsa aşk,gerçekte olsa yaşanamaz bence.Belkide büyük engelleri aşamamışlardır.

Çınar dedi ki...

Düşündüm düşündüm, çok şey anlatılır bu konuda dedim...

Aşk tek kişiyle yaşanmaz ama aşk, karşıdaki ona aşık diye de yaşanmaz. O halde tek kişilik bir duygudur diye düşündüm, içinden çıkamadım.

Şu, doğru olmalı sanırım; aşk hak edeni bulmuyor, ya da insan kendini hırpalayana aşık oluyor. Veya sonu mutlu biterse, adı aşk olmuyor.

Dedim ya bu karışık bir konu,Ya da biz unutmuşuz, nasıldı? :))

Sevgiler

Onuncu Köyün Adamı dedi ki...

@ haykırış; Tuna Kiremitçi hakkında pek bir fikrim yoktu bu olaydan önce, ama nasılki yeni kurduğu bir evliliği bozup eski karısına gitti, sonra ondan tekrar ayrıldı, zerre kadar ne adam yerine koyarım nede yazısını okurum rezilin.

@ i.x.i.r; Doğru diyorsun. Aşkda öyle, bir kere ne yaptığını görünce bilince..


@ pembe tatlar; Rica ederim. Sözleriniz beğeniniz için teşekkür ederim.

@ sufi; Haklısınız, ama nasıl bir ironi, "aşkı" sananlar nasılda ahkam kesip kitap yazıyor ama ne kadar boş olduklarıda böyle çıkıyor işte bazen.

@ özge; Ah ya kendinden başkasına inanılmayacak bir hayat ne kadar kötü. İnsan bir şekilde seviyor ve güvenmek emin olmak istiyor. Ama aşkı bildiğini sananlar hep bozuyor karşılarındakilerinin hayallerini, korkar ediyor herşeyden.

@ enerji; Hayatın engelleri var evet, ama birde insanlar kendileri engeller yaratmıyormu, işte bu çok saçma ve yazık doğrusu.

Onuncu Köyün Adamı dedi ki...

@ çınar; Evet çok şey konuşulur anlatılır bu konuda. Aynen öyle, aşk tek taraflı yaşatılamaz, karşıdaki ona aşık diye zaten asla yaşanamaz. Hayatta en çok iki kişilik birşey AŞK olsa gerek. Bunun bir de hayat boyu birliktelik boyutunu düşünecek olursak hele de..

Aşk hak edeni bulmuyor sözünüze çok katılıyorum. Bir taraf yeteri olgunluğa ulaşıyor neyin nasıl olması gerektiği konusunda, ama karşı taraf mahvedebiliyor. İnsan çok Aşık olduğunda vazgeçmediği için çok hırpalanıyor bence. Birçok şey ters giderken bile devam ediyor çünkü, oysa Aşk ızdırap vermemeli insana.

Bence sonu mutsuz sonla biterse Aşk Aşklıktan çıkıyor, emekler heba olursa, herşey boşa giderse, her ne kadar aşık olsanızda ziyan ediliyor bazen. Sonrasında da bu sefer belki karşı taraf anlıyor yeteri olgunluğa ulaşıyor ama bu sefer siz bezmiş ve yorgun bir halde kalıyorsunuz, sütten ağzı yanmış bir şekilde yoğurda bile yaklaşmaya korkar oluyorsunuz.
Ve unutuyorsunuz...

Çınar dedi ki...

O halde; Adı aşk sevgi alışkanlık olsun, en güzeli, aynı acıyla dertlenen, aynı sevinci paylaşan eşlerin birbirine karşı hissetiği duygudur. Sizin de cevabi yorumunuzun bir yerinde yazdığınız gibi.

Uzun yorumunuz için teşekkürler.

Sevgiler

Dalgaları Aşmak dedi ki...

masallar yinede güzel...

"Masal dinlememiş çocuklar büyüyünce kedi resmini bile cetvelle çizerler."
-Cemal SÜREYYA

WarhaWk dedi ki...

Hayal ve masal dünyasının insana
çok şeyler kattığı varsayımı ile,
emekle oluşan aşkların zamanımızda
kalmadığını düşünüyorum.

Onuncu Köyün Adamı dedi ki...

@ dalgaları aşmak; Masallar masal oldukları sürece güzeller. Ya gerçek hayatta masal haline getirilmişlikler...

@ warhwk; Haklısınız. Ve emekle oluşan aşklara nankörler düşüyor o yüzden artık son nefese olan o harika sevgi dolu Aşklar olmuyor sanırım..