7 Kasım 2009 Cumartesi

Evlilikler neden biter?


Bir yastıkta kocamak deyimi eskilerde kaldı. Artık iki yastıklı
yataklar var, aynı yatakda, aynı evde, ayrı yüreklere dönüşen
evlilikler bitiyor.

Bitiyor çünkü neden evlendiklerini bilmiyorlar... Bitiyor çünkü
umdukları çıkmıyor.... Bitiyor çünkü tensel çekimin en önemli
şey olduğunu  sanıyorlar....Bitiyor çünkü aşk sevgi için değil
belirli karşılıklı çıkar için evleniyorlar...  Bitiyor çünkü arada
anlayış değil o anki sex dürtüsü olduğundan evleniyorlar.
Bitiyor  çünkü evliliğin anlamını bilmiyorlar.

İnsanlar birbirlerini tam tanımadan evleniyor. Yada evlenene
kadar tanıyamıyorlar birbirlerini çünkü psikolojide ki deyim
olarak bir maske ile karşılaşıyorlar. Kız erkeğin erkek kızın
boşanmalarına neden olacak o hatalarını göremiyor çünkü
karşı taraf bunu örtüyor. Evlenmeden önce müthiş anlayışlı
görünen taraf nedense birden değişiyor.Karşı tarafada bu mu
benim sevdiğim aşık olduğum kadın/erkek demek düşüyor...

En sok görülen nedenlerden bir tanesi ihanetdir. Bunun
dışından herhangi bir fiziksel şiddet veya sözlerle aşağılama,
azımsama da ciddi boşanma sebeplerindendir.  Gerçek
sevginin saygının olduğu evliliklerde bundan söz edilebilirmi?
Saçma bir anlamı olan mantık evlilikleri yürümüyor.
"Sadece" ten kokusuna tav olanlar o ten kokusuna alışınca
değişik tenleri arıyor zaten gerçek temellere oturmamış
sevginin saygının gerçekliği yaşanmayan evlilik yıkılıyor
ya da göstermelik oluyor...

Maalesef aldatmanın çok doğal olduğu normal karşılanması
gerektiği öncelikle medya tarafından pompalanıyor. Değerler
inanılmaz törpülenip yok edilirken masumiyet katlediliyor.
Adı var kendi olmayan bir takım kadın yazarlar ile eğlenceli
olsun diye seks konusunu aşırı işleyen bunu sıradanlaştıran
herkesle olabilir gibi gösteren bazı kadın  yazarlar gençliği
dinamitliyor.

Şimdi yaşamayacaksam ne zaman denen salak düşünce
dejenere bir toplum yaratırken gerçeğin tam tersi olması
bunu yerle bir ediyor..Sevgi saygı anlayış hele hele aşk
kaçıncı sıralarda hele bir bakın ondan sonra neden artıyor
bahane aramayın... Bu dördünün temel olmadığı evlilikler
yıkılıyor, yıkılırken toplumuda temelinden sarsıyor...

Yıllar geçtikçe insanların fikirleri, zevkleri değişmekte. Kimi
aynı yönde gelişiyor kimi de tamamen zıt iki insan oluyor.
Bence bu bir sebep. Birde tabii hangi sebepten evlendiyseniz
o sebep ortadan kalkınca evlilikler biter. Aşk için evlenenlere
gelince. Aşkı yok eden ''Yalan''dır. Güven eksikliği oluştuysa
o evlilik bitmeye mahkumdur. En önemlisi saygıyı yitirmek,
ve kendine olan saygılarını yitirmekdir.
Dürüst olmalı her koşulda. Empati kurarak karşındaki insanı
anlamaya çalışmak lazım.Hoşgörü mühim tabiki ama bu tek
taraflı kalmamalı.

Evlilik büyük bir heyecanla başlanan, asla birbirini seven iki
insanın başbaşa yürütemediği, ailelerin, çevrenin, arkadaş ve
belki de komşuların bile dahil olduğu büyük bir kurum.
Nikah masasında evet diyen çiftler, zaman geçtikçe birbirlerine
hayır demeye başlarlar. Zorunluluklar, sorumluluklar, yaşam
kavgası işin içine karışır ve gelip aşkın ortasına otururlar.
Ardından kavgalar ve ayrılıklarn yaşanmaya başlar.

Evliliğe hazırlanırken, bu kurumun birden fazla boyutu olduğunu
bilmek gerekir. Evliliğin sosyal boyutu, kuralları, rolleri, duygusal
boyutu vardır. Evlilikte sorunlar yaşayan çiftlerin en önemli
sorunlarının başında iletişim gelir. Daha doğrusu iletişimsizlik!
İşte bu noktada devreye girmesi gereken kişilerin duygusal zekalarıdır.

Duygusal zeka, karşı tarafı anlayabilme, algılayabilme ve aynı
zamanda kendini ifade  edebilme becerisidir. Şöyle bir
düşünürseniz,  çevremizde, insanları genellikle ikiye ayırırız.
Mantıklılar, duygusallar! Mantık ağırlıklı kişileri överek yüceltir,
duygusal tepkileri yoğun olanları ise nedense küçümseriz.
Oysa atladığımız detay şudur, alınan her kararın altında
duygular yatar. İnsan, kendine yapılan eyleme karşılık
vermeden  önce duygularına başvurur. Duygusundan aldığı
mesajla düşüncesini geliştirir ve düşüncesini eyleme döker.

Evlilikte empati kurmak, duygusal zekayı geliştirerek
yaşamın içine yerleştirmek son derece önemlidir. Kendinizi
karşınızdaki insanın yerine koymayı, onun gözlerinden, onun
aklından dünyaya ve olaylara bakmayı öğrenebildiğinizde;
iletişimde büyük bir adım atmış olursunuz. Sorunlar yaşamın
içinde hep var olacaktır. Evli olun ya da olmayın, problemler
doğduğunuz gün başlar ve ölene kadar sizinle beraber gelir.
Bu hayatın gerçeğidir.

(Konunun uzmanlarından, yaşayanların tecrübelerinden
ve düşüncelerimden oluşan alıntılı bir derleme)

22 yorum:

Mixx dedi ki...

Güzel bir yazı..zaman değiştikce artık insanların birbirine olan tahammulu azalıyor..ya da sadakatı, ya da sevgi anlaşıyışı..bir çok sebebi var..

mr_lonely dedi ki...

Bu seks konusu benim de canımı çok sıkıyor. Tamam namusu bacak arasında aramayalım ama öyle bir hale geldi ki bu olay, herkes neredeyse her çıktığı sevgilisiyle yatağa giriyor. Daha 15-16 yaşındaki çocuklar aşığım ölüyorum ben evlencem bununla deyip hemen yatağa atlıyorlar. Nedir bu ya?
Yan isırf sevişmek için birisiyle birlikte olmaya başlayanlar var.
Yazarlarların falan şişirmeleri de bir yerde çok etkili, fakat bizde bir de şu var Avrupalılaşacağız diye Avrupa'nın ne kadar yanlışı varsa onu örnek alıyoruz.
Biraz araştıran görür o ülkelerde 12-13 yaşında çocukların hamile kalmaları falan artık onlarda bu konunun yanlışılığını tartışma konusu haline getirdi ve artık gençleri bir şekilde sadakate yönlendirmek için çalışmalar yapmaya başladılar.

Erkek olduğum için karşı cinsimden örnek vereyim, bir kızı bakire olmadığı için namussuzlukla suçlamam hiç bir zaman böyle bir düşünce de ahlaksızlıktır. Ama sırf yatmak için birileriyle "Aşk" yaşadığınu iddia eden insanlarla da muhattap olmam...

Onuncu Köyün Adamı dedi ki...

@ Mixx; Teşekkür ederim. Haklısınız. Zamanla birbrine tahammülün azalmasının en büyük nedeni yanlış insanlar olmak gibi geliyor biraz bana, tabiki daha çok da, herşeyi tüketip üretememek, katamamak, sevgi ve saygıyı koruyamamak öyle değilmi.

@mr lonely; Çok doğru şeyler yazmışsın. Hep söyledim bunu, bizim toplumumuz kimlik arayışında oldu çoğu zaman, ve ülkenin büyükleri özümüzü değil Avrupayı gösterdi her anlamda, tabular yıkılmalı dediler, modernlik dediler, maneviyatı geri planda bıraktılar.
Günümüzde Aşklar dahil bir çok şeyi ayağa düşürdüler artık, günlük, haftalık aşklar türedi.
Gençlik kendini çok fazla kaybetti bu anlamda..

derya dedi ki...

Harika bir yazı düşündüklerinize sonu
na kadar katılıyorum.Şimdi ki nesi ev
liliği evcilik zannederek evleniyor.
İlişkilerin temelinde saygı yok.Yüz
göz oluyorlar birbirleriyle.Ben şamsımca evliliğin temelinin önce say
gıya,sonra sevgiye daha sonra cinsel
liğe dayandığına inanırım.Eşine saygı
sı olan ona değer veren eşini aldat
maz.Neyse çok uzun bu konuda hissettiklerim ama yeter sanırım sevgiler mutlu hafta sonları...

Syhn dedi ki...

keisnlikle empati çok önemli bencil olmayıp empati kurabilen insanlar çıksın karşına.
yazın çok güzeldi

NiRvAnA dedi ki...

Aşk diye tabir edilen hisler tamam,yle üreme iç güdüsü kaynaklıdır,evlilikle sonuçlandığı zaman,bu iç güdü yerini farklı duygulara bırakabilir,hayatta yanılgılara düşmeyecek insan var mıdır?
@mr loney namus hem bacak arasındadır hem insanın ruhunda...
iki bacağının arasına sahip çıkamayan,uçkuruna sahip çıkamayan bir insanın nefsi zayıf demektir
namus,ar,edep hangi şekilde tabir ediyorsak artık,bir insan zevk için şehvetine yenik düşüyorsa şeytana mağlup oluyorsa bunun adına ar denmez arsızlık denir,tabi ki namus sadece iki bacak arası sınırlı değildir, insanın ruhu kirlenmeye görsün

Maya dedi ki...

Çok hoş bir yazı olmuş teşekkürler.. Kendi fikrime gelince çevremde bir sürü evlilik var kimisi gerçekten parmakla gösterilecek türden kimisi ise töbe töbe dedirtecek türden..Bir genç kız olarak kendi izlenimim şu hem cinslerim açısından daha çok "aa o evlendi benimde evlenmem lazım!" yani kendilerini şartlıyorlar evlenicem diye ve karşısına çıkan ilk kişi ile evleniyorlar. Daha sonra evliliğin aslında kolay bir iş olmadığını anlayıp boşanma olayına geliyorlar.Benim hep dediğim bir söz vardır katılmayabilirsiniz diyorum ki; Evlilik iki kişinin arasında olan bir olay değil daha çok ailelerin birleşmesi olayıdır. Çünkü aileler geçinirse o evde huzur olur,kavgada olmaz.Ama işte yeni nesil bunun farkında değil malisef..

siyah kelebek dedi ki...

hepsi doğruu tespitler.. çok feci durumda artık evlilikler..

Neslihan dedi ki...

güzel bir yazı olmuş. İhanet, sevgilerin bitmesi, seksde tatmin olayının olmaması, ilgisizlik vs..

Onuncu Köyün Adamı dedi ki...

@ derya; Teşekkür ederim, dediğim gibi bir derleme oldu bu daha çok.
düşüncesini paylaştığım uzmanların ve benim düşüncelerimden oluştu.
Ya insanlar evliliğe başlarken ne isteyip ne istemediğini bilmiyor, o yüzden de sonradan çok fazla şaşkınlık, hayal kırıklığı oluyor.
Tabiki tam olarak tanımamak da cabası. Hayal kırıklığı olabilir, umduğunu bulamamış olabilirsin, ama saygın olmak zorunda, ezmek, aldatmak, horlamak, kullanmak niye, yarım yamalak bir evliliği sürdürmek niye. Ama ne denebilirki herkesin kendi tercihi.

@ Syhn; Haklısınız, empati evlilikte en olması gereken şey.
Sana yapılmasını istemediğini yapmayacaksın. İyi de hani nerde?

@ Nirvana; Aşkın üreme içgüdüsüyle olduğu fikrine katılmıyorum. Diğer yazdıkların çok doğru. Namussuzluğa
kılıf bulmak için herşeyi yumuşattılar, çünkü namussuzlar çok fazlalaştı. Özgürlük dendi, hayat benim kime ne dendi, aşklar günlük oldu, doğal olarakda namus tende değil şurda burda oldu. Namusun bir bütünlüğü vardır, ben dedelerimden, nenelerimden, büyüklerimden böyle gördüm öğrendim. Bence keşke bu öğretide kalabilseydi. Erkekler yapınca çapkın biz yapınca neden o... dendi
erkeklerle aşık atılırken günümüzde gelinen noktaya bakın.
Ben rumuzumu boşuna onuncu köyün adamı koymadım arkadaşlar, işine gelmesede karşımdakini düşüncelerimi söylediğim için. Sigara konusunda da erkekler dışarda içiyor biz neden içemiyoruz diyerek sokaklar her iki cinsden sigara içenlerle doldu.
Keşke erkeği bu kadar kaale almasaydı herkes, zira her iki olayda da erkeğin yaptığı doğru ve güzel bir şey değilki.
Genel olarak toplumda kötü olan birçok şeyin nedeni erkeklerdir, hırsızlar, katiller, ırz düşmanları, dayak atanlar, kargaşa yaratanlar hep bizim hemcinlerimizdendir öyle değilmi.
Herkes işine gelen şeyi örnek alıyor, tabuyu yıkmak adına, örfü değiştirmek, geleneği yok etmek adına sapla saman her karıştırılıyor. Erkeğin yanlışına bayanlarda düşüyor, erkeğin kirli yönüne bayanlardanda benzeyenler çoğalıyor. Yanlışdır bu denmiyor arkadaşlar denmiyor. İnanç, ahlak kavramı, vicdan, insan yozlaşıyor.

Onuncu Köyün Adamı dedi ki...

@ maya; Hoş bulduğunuz için teşekkür ederim.Haklısınız, gençlerin çoğu arkadaşları veya çevresi evlediği için şartlanıyor hadi vakti geldi deyip girişiyor ve hayatlarının hatasını yapıyorlar.
Fikrinize kısmen katılıyorum, bir yönüne katılmıyorum. Evlilikde her iki tarafın aileside uyum içinde olursa bu şüphesiz evliliğe olumlu yansıyor. Fakat aksinin olması evliliği bozan etken olmamalı, olmamalı diyorum ama oluyor bunuda biliyorum. İşte o evlilikler gerçek evlilik değil, gerçek sevgiden oluşmuyor.
Birde şu durum çok var bizim toplumda. Geçende yan komşuda gördüm bunu, 17 yaşında kızı iyi kapı bulduk bunu kaçırmayalım diye evlendirdiler. Çocuk şimdi hergün 5-6 bira içmeden eve gelmiyormuş, meğer böyle alışkanlığı varmış, her akşam dışarda eğlenip içip geliyormuş. Hadi buyurun iyi kapıyı, sırf maddi durumları iyi diye verdiler, gerçi kızda baya can attı doğrusu, hava atacakya zengin koca buldu diye. Ne saçmalıklar ya.

@ siyah kelebek; Gerçekten feci durumda, kimin eli kimin ensesinde belli değil. Birçok şey bitmiş gitmiş, çocuklar için mecburiyete dönüşmüş. Veya zamanında okumayım zengin koca bulup rahat edicem diyenler, malına gittileri adamın malı olmu ekonomik bağımsızlığım yok deyip öyle kala kalmışlar. (sözüm o düşüncedekiler içindir)

@ Neslihan; Evlilikte o kadar çok olması gereken şey varki. O kadar çok dikkat etmek, yıpratmamak, yok etmemek, o kadar çok dikkatli olmak gerekiyorki. Ve anlayamadığım, genelde hep hak etmeyenler iyiyi buluyor..

Maya dedi ki...

Aynen size katılıyorum madem bu konuyu açtık kendimden bir örnek vermek istiyorum 26 yaşındayım ve nedense hep etrafımda artık armudun sapı üzümün bağı deme evlen artık laflarını duymaya başladımki hiç sormayın sanki mecburiymiş gibi tabiki kaderde kısmetde varsa olur buna kimse mani olamaz.. Birde hani şu iyi kapı olayına değinicem banada öyle çok teklif geldi işte kızım bu iyi kapı sırtın yere gelmez şu kadar maaşı var bu kadar evi arsası var herşeyi üstüne yapacaklar vs bende dedimki bu kadar iyi bir kapı neden evlenmemiş hem ben para ilemi evlenicem bu işler bu kadar kolay değil dedim ve müthiş bir tepki aldım ve o günden beri ukala burnu havada muamelesi görüyorum... Malisef Türkiye de durumlar böyle..

Onuncu Köyün Adamı dedi ki...

@ maya; Artık zamanın geldi türünden şeyler ve işte bu iyi kapı durumu iyi rahat edersin gibi şeylere kimsenin itibar etmemesini diliyorum siz başta.

Bir defa bence kesinlikle her bayanın ekonomik bağımsızlığı olmalı. O zaman herşeyin dengesi daha iyi olur inanın, davranışlara varana kadar herşey değişebilir. Olgun aklı başında biriyle evlilik kuracağını kim garanti edebilirki. Üstelik bazı şeyler ters gitmeye başladığında hiç öyle en başlar gibi olmuyor, öküz öldü ortaklık bozuldu misali batağa dönüşüyor diyaloglar, olaylar.

Ve dediğim gibi, erkeğin malına giden gün gelir onun malı olur.
Ola ki evlilik ters gider, olaki mecburiyetten orda kalmak zorunda olursunuz, işte o zaman kaç insan evladı varki bu hissi yaşatmasın?

Eda dedi ki...

Artık insanların birbirine tahammülü azaldı.. Eskiden de belki böyleydi ama saklı gizli oluyordu belki de.. Şimdi bir farkındalık durumları var. Benim hayatım kime ne, içi beni dışı seni yakar, kapılar kapanınca içeride olanları ben bilirim ben çekerim durumları..
Niye katlanayım ki diyor artık kadınlar.. ne için kim için..
İyi kapı da ne demekmiş.. Kadınlar da elbet çalışcak kazanacak üretecek..Her kapı açılır sana eğer dürüstsen, çalışkansan..
Bakın Emel Yıldırıma.. O çapkın kocasına sırf çocukları için katlandı. Şimdi kim anar Erdal Acarı.. Herkes Emel hanımın moda dünyasında geldiği yeri konuşuyor..
Kısasa kısas olmaz tabii yanlış bir şey ama, hep kadınlar özverili, hep kadınlar özenli..
Erkek anneleri oğullarını poh pohladıkça daha çookkk evlilik biter..
Diziler de dejenereliği pompalıyor o ayrı.. Gerçi senaryolar da gerçek hayatlardan alınma değil mi..
Suçlu aramamak lazım. Dünya değişiyor, her şey değişiyor. Benim annemin genç kızlığında değil boşanmak, nişandan bile dönemezmişsin. Ama şimdi deniyor ki, mutsuzsan sürdürme..
Bence herkes artık kendini önemsemeye başladı..
Her önüne gelenle... kısmına ise katılıyorum, insanın biraz kendine saygısı olmalı. Bu tip insanların da farklı arayışlar ve yalnızlıklar içinde olduklarını düşünüyorum..
Abarttım ve çok döküldüm değil mi :)

ŞANSLI dedi ki...

Güzel bir yazı olmuş.

bahar gelsin dedi ki...

çok boyutuyla ele alınmalı bu konu
insanlar aynı yöne bakmalı biribirne bakarak olmuyor yol arkadaşı olmalı sadık doat olmak da önemli empati anlayış...çok şey mi istedim öyleyse bulduğunla yetinmeyi öğrenmeli insan artılara da sevinmeli çok talepkar olmamalı

Zeugma dedi ki...

Evliliği olabilecek her yönüyle incelemişsiniz.
Yapılan araştırmalara göre yapılan evlilik sayısından daha fazla boşanma gerçekleşiyormuş artık..

Bu güzel paylaşım için teşekkür ederim..
Sevgiyle kalın..

kelebek dr. dedi ki...

ne güzel tespitler bunlar... çok da güzel derlemişsiniz, teşekkürler onuncu köyün adamı. kimse dört dörtlük değil elbette. ben evliliğin yürümesinde de bazı şeylerin tamamen kontrol edilemeyeceğine, şans faktörünün de olduğuna inanırım. kaderci biri değilim ama, biraz da kader böyle şeyler sanki. evlenme sebebi olan şeyler ortadan kalktığında evliliğin de bittiğini söylemişsiniz. bence anahtar cümlelerden biri bu. evlenecek tarafların sosyokültürel özellikleri de çok önemli elbette bu noktada. bir diğer önemli konu da bence, tarafların kendilerini evliliğe hazır hissedip hissetmemeleri. klasik bi söylem olacak ama, sizin de dediğiniz gibi temelinde sevgi ve saygı olmadığı zaman evlilik oyununa dönüşüyor sonunda... insan sevmediği mesleği yaparken bile mutsuz olurken, sevmediği biriyle yatağını bir ömür nasıl paylaşır? sevgiler...

Onuncu Köyün Adamı dedi ki...

@ eda; Haklısınız, eski yaşam tarzları ile şimdiki arasında çok fark var ve bir şekilde tahamüller azalıyor. Katlanan kadın çok, hatta herşeye rağmen katılan kadınlar bile var. Duruş, onur, gurur gibi şeyler çok önemlidir, insanı insan yapan şeylerdir diye düşünüyorum. Tabiki herkesin tercihi ama bende bu tür iğrençliklerle kendini düşürenleri düşük görme hakkına sahip olurum, kendini insan görmeyeni ben neden göreyim. Emel Yıldırım çocukları için katlandıysa anlından öperim ancak, ama dediğim gibi katlanana değil katılmasından iğreniyorum hiçbir kadın kendini bu duruma düşürmese keşke.
Evet anneler erkek çocuklarını daha doğru yetiştirmeli, aslında anlayana ve bunu görene bu büyük bir koz. Anneler erkek çocuklarını bu anlamda ne kadar doğru yetiştirirse eşler arasında saçmalıklar, yanlışlar bi o kadar düzelebilir ilerki nesillerde.

Kesinlikle herkes kendini önemsemeli. Bu hayata bir kere geliyoruz, tamam çocuklar herşeyimiz benimde 2oğlum var ama, bir yerden sonra kendimizde düşünmek zorundayız diye düşünüyorum. Neticede onlar bi yaşa gedlikten sonra kendi hayatlarını çizecekler ve bizler oldukça dışında kalacağız. Çocuklarım o izi pek kalmayacak yaşa gelene kadar bekleyip katlanıp daha istediğim gibi birşey yaşamak adına gereğini yaptım. Herşey istediğim gibi olurmu bilmiyorum, şan ve kadere inanıyorum ama ben üstüme düşeni yaptım, mutsuz bi şekilde oturup sızlanıp durmadım. Allahtan hayırlısı, olmazsada kahrolmam artık, çünkü denedim derim. Ama ya olursa... Neyse ben döküleceğim asıl şimdi. Asla abartmamışsınız ayrıca.

Onuncu Köyün Adamı dedi ki...

@ şanslı; Teşekkür ederim.

@ bahar gelsin; Valla ne istediğini bilen bir insan, ve hayatın enlerini kavramış bir insan için çok şey değil yazdıklarınız, en olması gerekenler, bunlarla gayet güzel bir hayat yaşanabilir bence. Güzel ve anlamlı bir hayat.

@ zeugma; Maalesef artık boşanmaalr çok fazla. Bunu pek yadırgamıyorum artık, zira boşanma davam için mahkemeye gittiğimde mahkeme koridorunda daha çok kadınları gördüm dava açmışlar ve bazıları çocukları yanlarında gelmişler. İçene, dövene, horlanmaya, aldatılmaya tahammülleri bitmiş. Aslında evlilik adı altında o kadar çok boşanılmış birliktelikler varki, zoraki veya mecburiyetten devam eden.

@ kelebek dr.; Teşekkür ederim. Şans ve kader çok önemli, biz neyi ne kadar bilirsek bilelim yanılgı bizler için, yanılgının bu kadar çok olduğu bu hayatta doğruyu bulmak büyük şans, ben bunu başka türlü adlandıramıyorum.

Hep derim, hayat çok zor, bu zor hayatın içinde anne babanızla kardeşlerinizle bile ters düşüp yer yer anlaşamıyorken bir ömür boyu evliliği sürdürmek gerçekten aslında çok zor, en azından tatlı güzel huzurlu bir şekilde sürdürmek çok zor, işte bu zor hayat içinde birde eşler zorlaştırmamalı herşeyi, çok akıllı mantıklı olmalı eşler, eğer seviyorlarsa ve katbetmek istemiyorlarsa.. Güzel demişsiniz, işinizde mutsuz olduğunuz zaman ayaklarınız tersine gider, orda vakit geçirmek işkence olur, evlilikten çok daha kolaydır çekip gitmek ama onda bile yapamamazsınız bunu kolayca. Bir insan ki, eşiyle ve işiyle mutluysa dünyanın en mutlu en şanslı insanlarındadır olsa gerek.

kelebek dr. dedi ki...

haklısınız. ne diyelim... inşallah daha bilinçli olunur da, en azından daha az kişinin canı yanar evlilikten...

Adsız dedi ki...

Kısaca insanlarda hoşgörü anlayış saygı kalmadı.
Yasemin...