11 Nisan 2010 Pazar

HAYATIN, AŞKIN VE ÖLÜMÜN ANLAMI..

Bilenler bilir , bilmeyenler için kişinin çok bi önemi yok aslında. Önemli olan Kişinin anlattıkları hayat dair.

Kaan Sezyum'un eşini kaybettikten sonra yazdığı yazı.  Kaan Sezyumdan...

Geçen haftadan beri hayatımın pek bir anlamı yok gibi geliyor. ne yazılarımı okutacağım birisi, ne sabah güldüğümüz birisi, ne de balkonda kuşları yemlediğimiz birisi var yanımda. yok yani. işin en fenası da bu yok oluşun, tam anlamıyla bi yok oluş halinde gerçekleşmesi oldu. gayet güzel kahvaltı ederken, birlikte türk kahvesi için tek bir sigarayı ortaklaşa tüttürürken birden akşam oluyor, evde kimseler yok. çat! şimdi evde iki kişi kaldık. kedimiz tortor da bu vesileyle üzerime kaldı. yokluk kendisini zamanla hissettiren bir şey. varken olanı hissetmiyorsunuz, yokken de olmayanı hissediyorsunuz, garip. kısa sürede çok üzüldüm.

üzülmemin sebeplerini düşündüm biraz. insan çok sevdiği birisini kaybedince (bence) birkaç şeyden dolayı üzülüyor. ben artık onunla bi şeyler paylaşamayacak olmama üzüldüm. kumda kendisini temizleyen bir serçe, suyun dibinden giden bi balık sürüsü gördüğümde artık gösterecek kimsem yok. çok yalnızım. ama arkadaşlar iyidir, beni yalnız bırakmıyorlar. yalnız kaldığınız her an bi takım anılar çıt, çıt ya da güm güm şeklinde kafanızın içinde patlayıveriyor. geceleri uyumak çok zor. içki de içmediğimden, uyumak için alternatif tıbbın tüm bileşenlerini devreye sokuyorum.

gözlerimi bilinçli olarak kapatmak istemediğimden yapılabilecek en sıradan şeyi yapı tv’ye bakarken ekran karşısında sızıyorum. sabah kalkış kısmı daha fena. uyandıktan sonra yatak keyfi diye bir şey yok. zaten yatakta keyif yapacak bi şey de yok. sabahın köründe kargalarla birlikte oturup b.k yemeye başlıyorum ben de. ne yapalım, hiçbir şeyi değiştiremiyoruz ne de olsa. ‘hayat devam ediyor’ filan diyorlar ama benim için aslında hayat pek devam etmiyor şu sıralar. neyi devam etsin? benim için hayat yeniden başlıyor şu anda sanırım. hem de sıfırdan.

sevindiğim şeyler de var. son bir yılı reklam acansındaki işimden ayrılıp evde nursel’le birlikte geçirmiş olmamız beni en çok rahatlatan şeylerden biri. ortalama insanlardan çok daha fazla birlikte ve mutluyduk son bir yıl içinde. evde sabahtan akşama oturup, ağaçlara bulutlara, tortor’a bakıp gülüyorduk. çok mutluyduk, gerçekten. çoğu insanın yaşayamayacağı kadar mutluluk yaşadım son bir senede. ne yazık ki mutluluk da elektrik gibi bir yere istiflenmesi zor bi duygu. şimdi o mutluluk anları anı olarak suratıma kapanıyor. yalnızlığın bir başka karanlık tarafı da ortaya çıkıyor böylece; karşılaşmalar.

sabahtan akşama çevremdeki birçok şeyde birlikte yaşadığım, eğlendiğim ve mutlu olduğum insanı görüyorum ister istemez. neyse ki şimdi kendisini heybeli’ye bıraktık. bir süre sonra o da adanın bir parçası olacak, heybeli’ye her gittiğimde belki de enseme konan bir sinek, topraktan çıkan bir çiçek, ağacın tekinde ekşi bi erik ya da peşimden gelen yavru bi kedi olacak. şimdilik beklemekte yarar var. hiçbir şey kaybolmuyor, bu da bir gerçek.

hep çok şanslı olduğumu düşünürdüm. hâlâ da düşünüyorum galiba. hep istediğim işi yaptım, beni sıkan protokollere, ıvıra zıvıra bulaşmadım, zora gelmedim, her işim iyi gitti... ama geçen haftaki bomba biraz fena patladı bende. şu anda evrensel şans skalasında eksilere düştüm sanırım. bundan sonrası yukarı çıkış olabilir sadece.

‘küçük şeylerle mutlu olmayı bilmek lazım’ gibi zırvalar vardır ya, işte biz aynen o laflardaki gibiydik. küçük ama mutlu bi hayatımız vardı. dolaptan kestiğim bi parça kaşar peynirine sevinirdi. susadığı zaman götürdüğüm bi bardak suyun yüzünde yarattığı mutluluğu görmeniz gerekirdi beni anlamanız için. sabahları sağlıklı olalım diye tek bi aspirini içip “şimdi mükemmel olduk” diye salak salak sevinirdik. bahar geldiğinde balkonu çevreleyen ağaçların yaprakları yeşerip her yer yemyeşil olduğunda dünyanın en mutlu ikilisi olurduk. insan burnuna çin yağı sürüp uyuyacak diye sevinir mi? bazısı seviniyormuş, o da bana denk gelmiş. şans işi işte.

bir yandan da birbirimize hiç benzemezdik. zevklerimiz çok farklıydı ama bana her zaman yeni bir şeyler gösterirdi. insan olmayı, çevremi sevmeyi nursel’den öğreniyordum, daha da alacak çok dersim vardı. krediler tamamlanmadan kaçtı gitti, bizim krediler de yandı badem oldu. daha öğrenecek çok şeyim vardı.

beni hayata bağlayan şeydi kendisi. o gidince iyice saçma sapan bir insan olacağım gibi hissediyorum. bana kızacak, yaptıklarıma laf edecek ya da beni çekip çevirecek birisi yok şimdi. dımdızlak kaldım evde, bir de kucağımda tortor var, mal gibi salonda kanepede oturuyoruz, ağaçların gölgelerine bakıyoruz işte.

durum böyle olunca hayatın da anlamını görmeye başlıyorum ağırdan. hayatımızın anlamı anılarımızmış, onu fark ediyorum bi kez daha. güneş doğuyor, güneş batıyor, haberlerde saçma sapan şeyler, iş yerindeki sıkıntılar, kişisel çekişmeler filan acayip fasa fisoymuş, bi kere daha ayılıyorsunuz. ama narkozdan hızlı çıkmak da bi kafa yapıyor. anlamsızlık içinde buluyorum kendimi sık sık. evinde oturan ve yaşadığı hayatın bomboş olduğunu gören bir emekli gibiyim. tek farkım çok güzel yaşadım, geçen haftaya kadar da kazasız belasız geldiydik. naapalım, piyango bu sefer bana çıktı, yarın başkasına çıkacak, sonraki gün de bir başkasına. çekiliş hep devam edecek.

bi fotoğraf filan koymak istiyordum ama hiçbir şeye bakamıyorum. zaten tüm fotoğraflar benim aklımda. zamanla çıt çıt açılıyorlar. şimdi onlara bakmak için çok erken. karşılaşmalar, eşyalar ve yerler en fenası. ama her şey ilk seferinde çok acıtıyor insanın içini. aynı yerden ikinci geçişinizde sadece içinizde bi sıcaklık kalıyor. bakalım ne olacak? hayatımın en büyük darbesinden sonra ne kadar sıcak beni kurtaracak bilemiyorum. yalnızlık sıcak bi şey değil, onu çok iyi biliyorum.geçen hafta tam da şu satırları yazdığım sırada yanımdan gitti, artık yok. yani var ama, yok. üzücü ama gerçek, ne yapalım?
Şimdi arkadaşlarla daha fazla zaman geçirilecek, onlarla da güzel anlar paylaşılacak, mutlu yaşamaya devam edilecek. mutlu olmaktan başka yapacak bir şey yok. yani var ama, yok."
---
Ben okuduğumda çok etkilendim çok hoşuma gitti..böyle olmalı dedim. İnsanın karşısına hayatın sürprizi her zaman çıkmaz, insanın en doğrusu asla her zaman çıkmaz, çıktığında kıymetini bilenlerden olmayı diliyorum, ve kıymet bilenlerin çıkmasını...
Umarım sizlerde beğenmişsinizdir arkadaşlar.

23 yorum:

stuven dedi ki...

paylaşım için teşekkürler. doğru insanı bulmak kadar, doğru insan olmak da önemli.

Asuman Yelen dedi ki...

Kaan Bey en kaçınılmaz, en değiştirilemez, en katı, en basit gerçeğin duvarına çarpmış başını.
Olup biteni anlamaya çalışıyor. Yokluğu hazmetmeye çalışıyor. Bu gün sersem sepet dolaşacak ortalıkta. Yarın mecbur hayatın içine dalacak bodozlama.
Yaşamın onu oyalayacak güzel ve çirkin çok enstrümanı var.
Allah yardımcısı olsun....

KİANA dedi ki...

Güzel bir pazar günü dileğimle...
Sanki bu yazıyı benim için yayına koydunuz. Öylesine denk geldiki inanın..Son dört gündür yaşadıklarım Kaan Sezyum'un eşini kaybettikten sonra ki hissettiklerinin aynısı. Eşine Rahmet diliyorum burdan. Allaha şükür ki eşimi kaybetmedim. 4 günlüğüne kongrede. Daha önceleride 1 ay olmadığı zamanlar oldu. Hiç bukadar kendimi yanlız hissetmemiştim ozamanlar..Sanırım ilerleyen yaşlarda insanlar yanlızlığın ne demek olduğunu çok daha iyi anlıyorlar. Gecem gündüzüme karıştı.Ne yediğim ne içtiğimin tadı tuzu var. Sadece ben şikayetçi değilim, çocuklarda aynını söylüyorlar. Gülerek eğlenerek, kah tartışarak, kah kavga ederek yapılan kahvaltıların ve bunun gibi birçok şeyin herkes biraradayken tadı başka. Eşim evde yokken kedimin bile huyu değişiyor inanın..kendimi önemli bir uzvunu kaybetmiş gibi hissediyorum.. Yaşanılan anların kıymetini bilmek için acı yaşamak gerekmiyor..Öyle değilmi?..

muko dedi ki...

yazı gerçekten çok güzel.
aralarında sevgiye ise diyecek söz yok,hep özenmişimdir o derece mutlu olabilenlere,hayata aynı penecereden bakabilenlere,maalesef ki herkes aynı olamıyor işte...

bir an annemle babamın ilişkelri canlandı gözümde,babamdan sonra annem halen toparlayabilmiş değil kendini bir yl olmasına reağmen her gün dahada kötü oluyor.çünkü onlar bir elma gibiydiler yarısı yok şimdi o elmanın,yarım olanda yaşamaya çalışıyor onsuz ,güçsüz özlemle...

Tuğba dedi ki...

Bende bu yazıyı gazetede okumuştum.Ve çok hüzünlenmiştim.Mutlu yaşarlarken kötü bir olay ve ayrılık.Acı bir olay ama sevilmek bu kadar güzel anlatılırdı.

ruhumun pusulası dedi ki...

Hani demiş ya; "ben artık onunla bi şeyler paylaşamayacak olmama üzüldüm. kumda kendisini temizleyen bir serçe, suyun dibinden giden bi balık sürüsü gördüğümde artık gösterecek kimsem yok." diye, aslında kısa ve öz; insan aynası olacak biriyle olduğunda yaşam gerçekten yaşanılır bir şey halini alıyor aksi yaşanan hayatlar, yalnızca AVUNTU...

Zeugma dedi ki...

Bu yazıdan ben de çok fazla etkilenmiştim.
Çok da gençmiş eşi..İnsan içi ne kadar yanıyor.

Kaan Sezyum mizah dergilerine de yazan biriyken satırlarından yaşadıkları ve ruh hali, dolayısıyla eşini ne kadar derinden sevdiği çok net algılanabiliyor.
Gerçek sevgi böyle bir şey olsa gerek..
Paylaştığınız için teşekkürler..
Sevgiyle kalın....

hasretsenfonileri, dedi ki...

evet hem çok yalın hem çok derin duygular.. Her okuyanı farklı bir duygu coğrafyasına savurduğuna eminim..

ŞANSLI dedi ki...

Çok etkilendim doğrusu.İşe hayat bu bir varsın,bir yoksun.O yüzden hayatın tadını çıkarmak lazım.Sevdiğin insanlara onları sevdiğini söylemek ve göstermek gerekir.Her şey bir gün geç kalmış olabiliyor insan.Son zamanlarda çok mutlu yaşadığını anlatıyor.Geriye kalan bu,bu da teselli için biraz yeterli sanırım.Paylaşım için teşekkürler.
Sevgiler...

aysema dedi ki...

İkinci kez okudm ve aynı şekilde etkilendim. İçten yazıldığı o kadar belli ki...

Sevdiklerimize daha sıkı sarılmalıyız galiba...

Teşekkürler paylaşım için.

Peyton Sawyer dedi ki...

Çok etkilendim.Yazının üstüne bir şey söylemeye gerek yok.Herhalde brini gerçekten benimsemiş olmak ve sevmek böyle bir şey...

LODOSCU dedi ki...

Bilenler biliyor ve anlıyor elbet.
Ve evet değer bilmek önemli..ama özellikle zamanında bilmeli.

Umarım hep kıymet bilenler çıkar karşınıza.
Sevgiler.

Burcu dedi ki...

daha önce okumuştum gerçekten çok yalın ama etkileyici bir yazı

elif gizem dedi ki...

nasıl içten bir yalnızlık anlatımıdır...hem kabullenmişlik, hem mutsuzluk, hem yaşadığı güzelliğin onuru, farkındalığı hem anıların sızısı... paylaştığın için çok teşekkürler..

elifin terazisi dedi ki...

Off, çok etkilendim. Görünmez tokatlar çarptı yüzüme sanki...Paylaşım için teşekkürler:)

Deliler Teknesi dedi ki...

Çok güzelmiş... Fazlasıyla etkilendim... Teşekkürler.

celebi74 dedi ki...

paylaşım için teşekkürler.. çok anlamlı.. herkes kendine bişler bulur eminim..

tatlıhayat dedi ki...

Çok etkilendim!Allaha şükür eşim sağ,diğer türlüsünü düşünemiyorum.Allah kimseyi yalnız bırakmasın!Sevgiyle...

keditasması dedi ki...

Can Yücel'in dediği gibi."en acısı sıcak ellerini bir daha tutamamak"..
Her şey insanoğlunun yaşamak için başvurduğu bir avuntu.Bizi yukardan görüyor,o böyle olmasını isterdi vs gibi.O sıcak eller bir daha tutulamayacak ya !Ötesi yok.Kızgınlık,öfke,isyan her şey aslında bu yüzden.O dayanılmaz ÖZLEM yüzünden.
Allah böyle hissettirecek eşler,dostlar nasip etsin hepimize.Teşekkürler paylaşım için.

Efsa dedi ki...

ilk okuduğumda da çok etkilenmiş çokda üzülmüştüm. Ama herşeyde hayır bulmayı çok oldu öğreneli. sadece keşke özlemlerin acısını biraz azaltabilse idik başkaları içinde

oyumben dedi ki...

İnsan bazı şeylerin değerini kaybedince anlıyor sanırım.

tatlıhayat dedi ki...

Okuyunca ,içim acıdı ama hepimiz için kaçınılmaz son.Sevgiyle...

Nurdan'dan dedi ki...

ben de son cümlene amin diyorum,eline sağlık