14 Mayıs 2011 Cumartesi

Acaba daha neler yaşanacak görülecek bu ömürde...

Ben de bazı arkadaşlar gibi oldukça soğudum blogda yazmaktan. Aslında sanırım çok şeyden soğudum.
Blogun en güzel yani kendimle dertleşmem oldu benim için, ve samimi dostlar.... Kendimle sohbetimde ki aklımdan yüreğimden geçenleri anında yazıya dökmek acaip birşey.. sonradan okuduğumda ben bile şaşırıyorum bazen.

Fonda Sibel Can'ın seyyah adlı şarkısını dinlerken yazıyorum. Ruhuma dokunan bu şarkıda belkide ruhum daha fazla özgür kalıyor parmaklarımın ucunda.. Kah serbest kalıyor ruhum, kah içimde bir yerde hapsettiğim yerde duvardan duvara vuruyor kendini. Karışık hisler.. Anlam vermek zor, kötü bir hal bu..

Herşey karışık adeta iç dünyamda. Allak bullak olmuş vaziyette, herşeyin ezberi bozulmuş. Çünkü sonsuz ölesiye sevginin nasıl nefrete dönüşebildiğinin anlamını ve hayatı yeniden çözmeye çalışıyor adeta. Akıl almaz bir vefasızlığı, haksızlığı anlamaya çalışan bir iç dünya.. Kimseye güvenmeyen birine ölümüne güvenip kimseye güvenemeyen bir insan olmanın saçmalığını, adaletini anlamaya çalışan...böylesi bir kaderin nedenini...

Her an kimsenin duyamadığı bir çığlık halinde yaşamak..gülümserken sadece yüz mimiklerinin değiştiği bir gülüş...öldürülen bir insan tarafından öldürülmek..ne müthiş bir haksızlık bu. Aşkı öldürülen biri tarafından aşkı öldürülmek ne acaip bir hayat adaleti. Can çekişen bir umuda sahip olmak ne yorucu, ne yarım kalmak bu böyle...

Neye inanabilir ki insan böylesi bir yaşamışlık sonrası..bir insanın bir insana bunu reva görmesi ne acı...kendine en büyük haksızlıkların reva görüldüğü birinin böyle olması ne tuhaf, ne acaip...ı ıh anlayamayacağım ben  bunu..bu ömür bana yetmeyecek bu haksızlığı anlamaya.

---


17 yorum:

Zıvanasız dedi ki...

Çocukken ebeveynlerini eleştirenler, eleştiriye mazhar bir ebeveynin nasıl olunacağını, askerde dayak yiyenler nasıl dayak atacaklarını, iş dünyasında basamak olarak kullanılanlar kimlerin üzerine basmaları gerektiğini, dostları tarafından garanti görülüp sürekli ihmal edilenler dostluğa anlamsız anlamlar yüklemeyi, ... ve aşkta canı yananlar da galiba sonunda can yakmanın inceliklerini öğreniyorlar. Haliyle can yakan, yakılan, birbirlerine en yakın kişiler. Adilâne değil ama bu böyle.
Olması gereken tam aksiyken...

gunes dedi ki...

Anlamadan, anlayamadan ölüp gideceğimiz
şeyler mutlaka olacak sanırım. Çözmeye çalıştıkça
çözümsüzlük yanıbaşımızda... Ne acı...

Gürhan GÜLEZ dedi ki...

Adaletsiz dünya...Kaç ömür yetti ki haksızlığı anlamaya.Yalnız olmadığınızla teselli ediniz.
elinize sağlık...

O.K.A.- MAVİ TUTKU dedi ki...

Zıvanasız; Canım çok yandı ama ben can yakmayı değil, bir daha olursa nasıl canım yanmaz, nasıl buna izin vermem bunu öğrendim.

Can yakmak kişinin mayasıyla ilgili sanırım..askerde acemiye dayak atanlar "biz yedik sizde yiyeceksiniz" devam ettirirdi bu saçmalığı..böylesi bir yaklaşım ne saçma, ne zavallı insan hali..

Öğrendim öğrenmesine ama sanırım sütten ağzı yanan misali olmakda çok kötü..

O.K.A.- MAVİ TUTKU dedi ki...

Güneş; Bazı şeyleri çözmeye çalışmak çok saçmaymış bunu da anladım..aslında nedeni açık ama kendimizi öyle kandırıyoruzki bazen. Acaip bir açmaz bu.

O.K.A.- MAVİ TUTKU dedi ki...

Gürhan Gülez; "Adaletsiz dünya" İnsanlar hep böyle diyor dimi? Oysa adaletsiz olan insanlar..sanırım dünyada bunlardan çok olunca "dünya" adaletsiz oluveriyor..oysa....

GüLüm'Se dedi ki...

Rabbim gönlüne ferahlik versin.. Bunlarda gelir geçer elbet, umudu elden birakma yeterki, Rabbim sabirinida verir güzel günlerde gelir ;)
Selametle, saygilar

Gürhan GÜLEZ dedi ki...

Dünya'da insanlar kadar kadere yön veren insanlar kadar acımasız kimse yoktur. Bu yüzden dünyanın adını da onlar değiştiriyor. Dünya biziz, biz adaletsiziz...

Hatsumomo dedi ki...

Şu dizeler yüzyıllardır çok şey anlatır bize :
Ne ağlarsın ,benim zülfü siyahım
Bu da gelir ,bu da geçer ağlama
Eyüp sabır ile gitti Mısıra ..........

Herşey geçiyor ,birşeyler götürüyor giderken .
Ama hayat böyle, olması gereken oluyor.(üstelik olmasını hiç istemesekte )

Kelimeler Dunyasi dedi ki...

Bir daha nasıl canım yanmaz onu öğrendim demişsin..Ben de öğrenmek istiyorum, çok istiyorum canım yanmasın artık ne olur...

Aynur (Küçük Hala) dedi ki...

insan olanın başına herşey gelebiliyor Mesut Bey
bundan sonra ne ile ne şekilde karşılaşacağımız bilinmez ama sanırım yaşanılan her kötü olay/konu bir sonrakine ipotek koyuyor
bundan sonrakilere ihtiyatlı yaklaşmamamıza neden oluyor ve belki de kötü olmayı öğreniyoruz böyle böyle
ferahlıklar diliyorum
sağlıkla...

öz'üm dedi ki...

aşk..farklı bişey..aşk acısı zordur ama ayrıda bir tadı vardır...yaş ilerledikçe aşk ta acısıda gidiyor , o yüzden ne kadar zor olsada keyfine varmaya çalış bence..

gunes dedi ki...

o.k.a.
bir ilavem olacak can yakmakla ilgili. istereyek can yakanlar olabilir ki, anlayamam. İstemeden can yakılabilir ki , bu bazen kendi canının yandığı zamandır ve kendine odaklandığın için ne yaptığının farkında olmayabilirsin.
yani şöyle; kurşun yemiş birinin elindeki silah yanlışlıkla patlayıp karşısındakine isabet etmişse ne yapar? sorusuna verilebilecek olasılıkların benzeri.

sevtap(karabidikim) dedi ki...

Yasaklar hevesimizi kaçırdı hep.Karmaşıklıklar...Bazen insan anlayamıyor karşıda ki neden böyle yapıyor diye.Karşıdaki bazen sevgili bazen aile bazen arkadaş...Yapılan haksızlığı bilmiyorum ama haksızlığı yapana değil olan hep haksızlığa uğrayana oluyor...

Yeşim dedi ki...

Canı yananlar, can yakmamaya çalıştıkça daha da yaralanırlar :( Haksızlığı anlamaya çalışmak haksızlığa uğramak kadar acıdır :(

Sıradan bir balık dedi ki...

Kalbini yorduğuna, canını acıttığına değer mi?
Taşıdığın canın kıymetini bil;başkası için canına dikenler batırıp kanatma.
Sağ KAL.

Aşk Güneşi dedi ki...

Sil baştan başlamak gerek bazen arkadaşım o gücün sizde olduğuna eminim dilerim an evvelinden ferahlarsınız.