14 Şubat 2012 Salı

Şems-i Tebrizi'nin güzel sözleri..


Şems-i Tebrizi ile tanışmam çok geç oldu, çok daha eskiden tanımış, yani okumuş olsaydım eminim daha derin izler bırakırdı hayatımda. Bazen tepkili  kavgacı alttan almayan halleri, bazen sonsuz şefkatini çok sevdim.. .Yaradanı sevmesini çok sevdim....

*Bazen arkasına dönüp bakması gerekir insanın; Nerden geldiğini unutmaması için...

*Ey insan! Kaf dağı kadar yüksekte olsan da; Kefene sığacak kadar küçüksün. Unutma!.. Herşeyin bir hesabı var; Üzdüğün kadar üzülürsün.

*Hakk’ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın.

*"Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir" diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?

*Ne de olsa biz mahzun bir Peygamberin ümmeti değil miyiz? Hüzün taze tutar aşk yarasını.     Yaramdan da hoşum, yârimden de…

*Sen ol da; ister yâr' ol, ister 'yara'; lütfun da başım üstüne, kahrın da

*Kapımıza değil; Kalbimize vuran buyursun!

*Sevmek bu kadar güzelse, Kim bilir sevmeyi yaratan ne kadar güzeldir..

*Ey Gönül!Şimdi sorarım sana,hangi aşk daha büyüktür? Anlatılarak dile düşen mi, anlatılmayıp yürek deşen mi?

***Bir gül kadar güzel ol; ama dikeni kadar zalim olma. Birine öyle bir söz söyle ki ya yaşat ya da öldür; Ama asla yaralı bırakma!

14 Ocak 2012 Cumartesi

BU GÜN DOĞUM GÜNÜM..


Yaşlılara sorulduğunda der ya hani nasıl geçti hiç anlamadım diye, gerçekten öyle, nasıl geçtiğini anlamıyor insan. Bu gün 46 yaşına girdim.. Vay canına.. İyi ama gerçekten bir şey anlamadım. Hayatım hep birşeyleri ertelemekle geçti, son 7 sene derseniz en berbat geçen dönemdi, rabbim beterinden korusun. Hele iki sene önce doğum günümde söylenmiş bir söz böylesi bir günün içine unutulmaz bir acı da bıraktı benim için...

 Bu son 7 senenin çok fazla yoruculuğu oldu, fena yıprattı..daha yeni yeni sıyrılıyorum bazı şeylerden, inşallah bugünden sonra rabbim bazı şeyleri değiştirir, bir dönüm noktası olur..

Bu gün için sağlık dışında tek dileğim Allah hepimizin gönlündekini nasip etsin.

11 Ocak 2012 Çarşamba

AH GÜZEL ÜLKEM VAH GÜZEL ÜLKEM..

Yerleştiğim bu yerde bazı sıkıntılar var, bunlar birikince bu gün harekete geçtim ve işte olanlar.

Buranın Uzman(!) doktoru oldukça yaşlı biri ve aslında emekli olmanı zamanı gelmişte geçiyor bence. Gelen herkese tüm reçete dolusu ilaç yazmayı marifet sayıyor ve yanlış teşhisler koyuyor. Hemşire deseniz kan almayı beceremiyor her iki koluda delerek iğne ile içinde geziyor damar bulmak için!! Bu yanlış teşhis benim de başıma geldi. Hiç alakasız bir teşhis koyup ikisi antibiyotik üç ilaç yazdı, ki kronik böbrek yetmezliği rahatsızlığım olduğunu söylediğim halde. Güvenmeyip Hastahane doktoruna gittim, doğru teşhiş koyarak sadece bir ilaçla iyileştim. Burda şırınga ile kan alınıyor, lastik eldivenle kol bağlanmaya çalışılıyor. Bugün İl Sağlık Müdürüne gittim doktorun o yazdığı reçeteyle. İki ilacın birden böbrek hastasına kesinle yazmaması gerektiğini teyit etti fakat yapabileceği birşey olmadığını söyledi. Sadece şırıngayla kan alma ve bağlama konusunda not aldı. Çok sıcak ve ilgiliydi ama yetkisiz olması çok acı geldi bana, ve saçma. Kimbilir kaç yaşlı insan boşa yazılan ilaçların ve yanlış teşhislerin sıkıntısını yaşayacak burda!


Kasabanın içinde birçok doğal kaynak var ve belediye kanalizasyonunu bu sulardan oluşan dereye bırakıyor. Bu dere aşağılarda rengi bulanıklaşmış hale geliyor kanalizasyonla..Ve bu derenin geçtiği aşağı köylerdeki çiftçiler ve seralar bu suyu kullanıyor! Burdaki ürünleri sağlıklı olduğunu kim söyleyebilir?? Zarar vermeyeceğini kim söyleyebilir?? Bunun için de İlde bulunan Çevre İl Müdürlüğüne gittim.. Burdaki netice daha acıydı. Neymiş efendim 2017 yılına kadar süre tanınımış belediyelere arıtma tesisi yapması için, o tarihe kadar hiçbirşey yapamazlarmış. Müdüre "ama seralar sulanıyor, bahçeler sulanıyor" dedim, ne dedi biliyormusunu?? "seralarını oraya kurmasınlar o zaman" dedi çıktı işin içinden! Kızdım sinirlendim yuh dedim başka birşey diyemedim!
Simsiyah pis akan ufak bir dereciği google earth,dan gösterdim..haberi bile yoktu, hiç değilse bunu not alıp bir bakalım dedi..!

Buraya yakın bir köy var, yolunda bir kısım yer sürekli gizli buzlanma yapıyor. daha geçen ay boş yere iki çocuk annesi bir kadın aynı yerdeki bir kazada hayatını kaybetti! Burdaki bir açılışa milletvekili ve vali geldi..köyün muhtarını buldum tam zamanı gelin konuşalım dedim, muhtar gerek yok ödeneği ayrıldı yapılacak dedi..hala gelen giden yok..geçenlerde yine kaza olmuş..! daha kaç insanın ölmesi lazım acaba.!

Bunlar için İlçenin Kaymakamına gittim, hazretleri makamına bile kabul etmeyip yazı işleri müdürüne yönlendirdi, o kadar çok işi havale etmişki bir süre dinleyip siz bir kağıda yazıp getirin dedi! Altı üstü Kaymakamsın ya, sana da vatandaş ulaşamazsa daha ne yapsın? Buranın insanı Ülkenin bu bölümünde kaymakama bebek katilinin pislikleri gibi dayak atmak bir tarafa saygıda kusur etmiyor üstelik..!!

Bu yeteneksiz, etkisiz, düşüncesiz insanlardan nefret ediyorum ya!! Bu Ülke bu tür insanların çokluğu ve hak etmedikleri yerlerde oldukları için düzelmiyor! Az önce Başbakalnlığa bağlı Bimer diye bir bölüme netten uzun bir dilekçe yazdım, ilgileneceklermi bakalım..burdan paylaşırım..

Bazı şeyler ne kadar zor düzeliyor bu Ülkede..! Çok yazıkk...

5 Ocak 2012 Perşembe

DOĞAL VE ORGANİK BİR YAŞAMMI DEDİNİZ..BUYURUN O ZAMAN.:)

Siz dostlarla bir günümü paylaşmak istedim. Her ne kadar yalnızlık biraz canımı sıksa da birçok şeyin temiz ve sağlıklı olması güzel..bir de dağılan kafamı ve hayatımı toparlama süreci diyorum zevk almaya çalışıyorum.

Sabah 8 gibi kalkıyorum, tam o sırada biraz yükselen güneş soldan vuruyor ve çok güzel bir renk oluyor bahçede.. 1 dönümden fazla (1140m2) bahçeli ve tek katlı çatılı bir yer evinde yaşıyorum. Gece çok soğuk olduğu için sabah bahçe bembeyaz kıra tutmuş oluyor, güneşin vurduğu yer hemen çözülüyor ama tam gölge kadar olan yer bembeyaz kalıyor ve çok hoş görüntü oluşuyor.

Organik yumurta için yaz sonunda 3 tavuk almıştım ilk onları salıyorum, sonra köpeklerin yemeklerini hazırlayıp yavruları salıyorum, ayaklarıma dolanmalarını görmelisiniz.:) Bu mazlum, aramız çok iyi.:)


Sonra bana sıra geliyor.:) Burası yaklaşık 2500 nüfuslu bir kasaba ama hep köy diye anılıyor. Meydana inip odun ateşinde pişen ekmeklerden alıyorum eve çıkıyorum, bu arada köyün içinde bulunan bir sürü kaynak sularından bidonuda dolduruyorum. Klorsuz su istediğim için bu ufak zahmete değiyor tabiki. Köyün 1Km kadar dışına çıkıp topladığım kuş burnundan bir bitki çayı veya normal çay hazırlıyorum odun sobasının üstünde.

Bu arada köylü teyzelerden aldığım tereyağı güneşin önüne koyuyorum biraz yumuşaması için. Tavukların yumurtasından da bir tane suya koyup kayısı kıvamına gelen kadar kaynatıyorum.  Taptaze.:)


Oturduğum odada bulunan bir kuzine soba ile ısınmayı sağlıyorum. 1 ay önce 1,5 odun alıp bir de güzel hepsini baltayla kırarak odunluğa yerleştirmiştim, onlarla sobayı yakarak içeriyi bir güzel ısıtıyorum, e üstünde ekmek kızartılıp tereyağ sürülmeden olurmu hiç.:) Hakiki orman balını, Keçi ve koyun karışık peyniri de çıkarıyorum sofra hazırlanmış oluyor.

İşte Çırağan.:) Herşey salaş ama çok doğal.:)

Az önce burdaki su değirmeninde çekilmiş mısır unu aldım, kuzine sobanın fırınında ne yapsam ne dersiniz.:)

Yazın bir ihtimal büyük oğlumun eğitimi için İstanbul Büyükçekmece tarafına döneceğim, ya da kısmetse Egede bir keşif sonrası yaşayacağım yeri seçeceğim.. Yaza kadar burda iyi bir kafa dinlenir ne dersiniz.:)

1 Ocak 2012 Pazar

MUTLU HUZURLU YILLAR DİLİYORUM HEPİNİZE..


2012'nin ilk günü bu gün, her yeni yılda olduğu gibi bu yılda tüm dileklerin en güzellerini diliyoruz birbirimiz için ve çevremizde sevdiklerimiz için. Bunca yıl dilediklerimin çoğu olmadı ama olsun bıkmadan uzanmadan herşeyin en iyisini kendimiz sevdiklerimiz, ve burdaki tüm değerli dostlarımız için istemeye devam..

Kimin en çok ne isteği eksiği varsa, inşallah çok uzun sürmeden en kısa zamanda ondan başlayarak hepsi gerçekleşir. Aşk isteyen için aşk, sağlık isteyenler için sağlık, ailesinde ve hayatında huzur isteyene huzur, borcu olana para, işinde başarı isteyene başarı, kısaca rabbim herkesin gönlüne göre versin.

2012'ye bir türlü arınamadığım ağırlıklardan arınarak hayata devam bu sene ve sonrası. Son yedi yılı kelimenin tam anlamıyla kış olan herşeyin artık yaz olmasun ve resimle birlikte yeni bir MAVİ TUTKU olsun. Amin.:) Resim yazın ki turda Bozcaada kalesinden.:)

31 Aralık 2011 Cumartesi

2011 Fazla kabak tadı verdi, ben de çıkarken Kabak tatlısı yaptım...

2010 ve 2011 hayatımın en berbat yıllarıydı. İşte iflas, sevda da iflas. Aslında son 7 yılım berbat ötesi. Ama ben kaşındım..emek ve sevgi herşeyi çözer salaklığına düştüm. İnsanın bir iken iki olamaz gerçeğine inat yaptım. Kendimi kandırdım özlerin ve sözlerin, yaşanan hayatın farklı olabileceğini, aslında kişinin özünün iyi olabileceği, zamanın ve kişinin onu bozabileceği, ve yine zamanla eski haline, kendine yakışana dönebileceği gibi bir aptal düşünceye kapıldım. Oysa herşey o kadar basit ki. Kişinin mezhebi neye izin veriyorsa o odur. Yüreği iğrençliğe, yanlışa izin veren, ve vermeyen insan farkı başkadır. Öz falan hikaye, bu kadar basit bir şeyi göremedim. Bana hakkım olmayanları yaşatan kadar kendime de çok kızıyorum aslında. Neyse.

Gerçekten önceki yıllar kadar 2011 de baya bir kabak tadı verdi, fazla içsel muhasebe yapan biri olarak kendime geliş sürecim tam gerçekleşmese de, işimi sağlama almak için hiç yoğurt yememeyi seçmiş olmanın yanlışından çıkmak üzereyim şükür.:)

Bu kabak tadı veren yılları protesto edercesine kabak tatlısı yaptım bu gün.:) Burda bir çifçinin organik bir kabağınla baya cebelleştim, zira tam olmamış ve soyması baya zor oldu..:) Kabak büyüktü ve yarısını kullandım. Dilim dilim kestikten sonra tencereye teker teker dizdim ve her diziye bir kaşık toz şeker serptim. En üste daha fazla serptim ve kuzine sobamın üzerine koydum. Benim bir kusurum var yemek yaparken, hiç rahat durmuyorum ve birşeyler eklemek, farklı lezzetler bulmak istiyorum.:) Bunda da öyle yaptım ve üzerine köylü hanımlardan aldığım pancar pekmezinden biraz döktüm, ama gene rahat durmadım.:) Vanilyayı severim, orda gözüme ilişen vanilyayı açarak yarısını serptim bu sefer. Tabiki suyunu çekmesi uzun zaman alıyor ben de bu arada arasıra kuzinenin fırınına koydum tencereyi.:) Vee lokum gibi kabak tatlısı çıktı ortaya, ve gerçekten farklı güzel bir lezzet vardı, sadece kabak tadının olmadığı.:)

Not: Sizlerden bir ricam var..ben kabağı yumuşak değil sert seviyorum ne yapmalıyım.:)
Nacizane tavsiyelerim de var. Kesilmemiş kabak almayın, zira benimkinin alt tarafı çok ince etsiz çıktı.
Kabağın en koyu kavuniçi olanını tercih edin ve kesilmiş yere parmağınızı sürtün yavaşça, sulu olmalı ve parmağınız ne kadar yapışkan olursa o kadar iyidir. Son olarak kabuğun hemen altı asla yeşil olmamalı, kabuk ince ve kabuğa kadar aynı koyu renkte olmalı.

25 Aralık 2011 Pazar

MUTLULUĞUN FOTOĞRAFINI ÇEKTİM.:)


Abidin Dinonun çizdiği mutluğun resmi vardır ya hani, ben de fotoğrafını çektim.:) Şunlara bakarmısınız.:) Büyük oğlumun av köpeği bu, ve yavruları.. Yaklaşık 2 aylıklar ve çok tatlılar. Her sabah kaltığımda ilk işim onları büyük kafeslerinden çıkarmak ve doyurmak oluyor. Bu resimde hem ben doyurmuştum hem de anneleri emzirmişti, e güneşide buldular geriye ne kalıyor..şekerleme.:)


Yavruların dişleri oldukça çıktı artık ve emerken annelerini canını yaktıkları için anne fena kaçıyor doğrusu.. Ama burda kaçamadı.:)


Yetenek Sizsiniz programında biri çıkmıştı hani köpeği fındık yiyor diye, işte buyurun bizimki ceviz yiyor.:)



Bunlar aileye yeni katıldı. Kuşçu diye bilinen köpeklerden ve doğrusu diğerlerine göre çok daha cana yakınlar, gri olan ayakkabıları kaçırmasa iyi olacak ama.:) Şu tiplere bakın ya, ne güzeller değilmi.:)


Burda mamalarını beklerlerken.:) Kapıdan çıkmamla sıralanıyorlar anında.:) Kuşçunun sağında durana mazlum adını koydum, öyle mazlum bakıyorki.:) Biliyorsunuz İstanbulu terk etmiştim ve çocuklarım burda diye yanlarına gelerek ufak bir kasabaya yerleşmiştim. 3 tane tavuk aldım %100 organik yumurta alıyorum, köylülerden köy tereyağı alıyorum, yazın domates biber vs kendim yetiştirdim ama kış burda çok soğuk ve bir meşgale yok.. Burası çok fazla küçük geldi yaza başka bir yere kaçmayı düşünmüyor değilim, deniz de yok, canım sıkılıyor çoğu zaman, ama bunlar iyi geliyor.:)
Karşılıksız ve riyazsız seven yegane güzellikler değil mi..